4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2017/2279 E. , 2017/6607 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 16/07/2001 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/11/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflarca süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı idare, 3. kişinin davacı aleyhine açtığı dava sonucunda ödediği tazminatın olayda kusuru bulunan davalılardan rücu yoluyla alınmasını istemiştir. Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen 16/12/2014 günlü karar, Dairemizin 20/10/2015 gün ve 2015/7016 esas ve 2015/11754 karar sayılı kararıyla mahkemece tazminat miktarında yapılan indirim oranının az olduğu, daha fazla oranda indirim yapılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş; hükmedilen tazminat miktarında 9/10 oranında indirim yapılmıştır. Bozmaya uyularak yapılan hakkaniyet indirimi olayın oluşuna uygun düşmeyecek ölçüde fazla yapılmış olup, mahkemece önceki bozma ilamı da nazara alınarak tazminat miktarında daha makul bir oranda indirim yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Davalı ... ile ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yönünden ise;
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen 16/12/2014 günlü karar, Dairemizin 20/10/2015 gün ve 2015/7016 esas ve 2015/11754 karar sayılı kararıyla “...her bir müşterek müteselsil sorumlunun sorumluluk oranı ile bu orana isabet eden tutar belirlenerek ayrı ayrı sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken "davalılardan alınıp davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulması doğru değildir....” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamında davalılar yönünden kusur raporu alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği vurgulanmıştır. Eldeki dava rücu davası olup, tazminat tutarının aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusur durumu ve kusurun ağırlığı gözetilmelidir. Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen davalıların ayrı ayrı kusurlarının tespiti yönünden rapor alınması gerektiği gözetilmeden hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.