(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/20518 E. , 2015/19141 K. "İçtihat Metni" T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı davalı işyerinde işçi olarak ulaştırma cenaze ambulans bölümünde çalıştığını gün içinde 22 saat çalıştığını çoğu hafta sonu gününde çalıştığını festivallerde 06-00.00 arası ulusal bayramların tümünde dini bayramların ilk günü hariç çalıştığını yine hafta tatillerinde de çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve dini bayramlar ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatillerinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir
Somut olayda davacı ulaştırma cenaze ambulans bölümünde çalıştığını gün içinde 22 saat çalıştığını çoğu hafta sonlarında da çalıştığını festivallerde 06-00.00 arası ve ulusal bayramların tümünde dini bayramların ilk günü hariç tüm tatillerde çalıştığını, mevcut işleri bitene kadar ve çalıştıkları ünitedeki bölüm amirlerinin çalışma saatlerini sonlandırana kadar çalışmanın devam ettiğini, iş saatlerini aşar şekilde yapılan bu fazla mesai ücretlerinin ise ödenmediğini, hatta yaz döneminde işin yoğunluğu nedeniyle geç saatlere kadar çalıştıklarını ve sabahın erken saatlerinde de yine mesaisine devam ettiğini, ayrıca ilçe de yapılan festivallerde bu çalışmaların gün içinde daha fazla olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise davacının fazla mesai alacağının olmadığını savunmuştur.
Davacı tanıklarından M...davacıyı tanıdığını, davacının belediyede şoför olarak görev yaptığını, davacının normalde 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını, 1 saat öğle yemeği arası verdiğini, davacı cenaze yıkama aracı, cenaze nakil, ambulans ve ulaştırma hizmetlerinin otobüs şoförlüğünü yaptığı için akşam 17:00 saatlerinde işten çıkamadığını, bazen 8-9 saat fazla mesai yaptığını, bunu ay olarak ortalamaya indirdiğinde rahatlıkla günde en az 4 saat fazla mesai yaptığını, cumartesi ve pazar günleri ve resmi tatillerde davacının çalışmadığını, ancak acil bir iş olduğunda telefonla aranarak cenaze nakil, ambulans veya yıkama aracı şoförü olarak gittiğini, davalının cumartesi veya pazar günleri ortalama 4-5 saat çalıştığını, davalı belediyenin genellikle izin kullanmalarına izin vermediğini, davacının da kullanmadığı yıllık izinlerinin olduğunu, davalı belediyenin hafta tatili, resmi tatil ücretlerini ödediğini, ancak bu ödemelerin toplu iş sözleşmesine aykırı olarak yapıldığını, yani normal çalışma ücreti gibi ödendiğini, davacının fazla çalışma ücretini ise hiç ödemediğini, davacıya yıllık izin ücreti ödemesi yapılıp yapılmadığını bilmediğini, ...; davacıyı tanıdığını, kendisinin 1998 yılından beri davalı ... de şoför olarak çalıştığını, davacının işe giriş tarihini tam olarak bilmediğini, kendisi işe girdiğinde davacının davalı belediyede yaklaşık 5 yıllık işçi olduğunu, davacının belediye otobüs şoförlüğünün baş şoförü olarak görev yaptığını, davacının normalde 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını, 1 saat öğle yemeği arası verildiğini, davacının ayda 10-12 defa gece saatlerinde ambulans, cenaze nakil, cenaze yıkama aracı nedeni ile çağrıldığını, ayda 3-5 defa cenaze nakil için şehir dışına gittiğini, bunun da şaklaşık 8-9 saat sürdüğünü, cenaze yıkama nedeni ile ayda 3-4 defa yine çağrıldığını, bunun da yaklaşık olarak 2 saat sürdüğünü, ambulans için çağrıldığında ise yaklaşık olarak 1 saat kadar süre ile çalıştığını, ambulans için de yine 3-4 defa çağrıldığını, cumartesi ve pazar günleri ve resmi tatillerde davacının çalışmadığını, ancak acil bir iş olduğunda telefonla aranarak cenaze nakil, ambulans veya yıkama araca şöförü olarak gittiğini, davacının 3-5 yılda bir 15-20 günlük yıllık izin kullandığını, davalı belediyenin fazla mesai ücretlerini ödemediğini, davalı belediyenin son yıllarda fazla mesai ücreti ödediğini, ancak davalı belediyenin resmi tatil, hafta sonu tatili ve yıllık izin ücreti ödemediğini, zaten davalı ... de hafta sonu ve resmi tatillerde çalışma olmadığını, istisnai durumlarda telefonla aranarak işçiler çalışmak üzere çağrıldığını,...; kendisinin 1992 yılından beri davalı ... de şöför olarak çalıştığını, davacının 1990 yılında davalı Belediyede çalışmaya başladığını, davacının Belediyede şoför olarak görev yaptığını, davacının normalde 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını, 1 saat öğle yemeği arası verildiğini, ancak davacıyı öğle yemeklerinde pek görmediğini, davacının ayda sayısını hatırlayamadığı kadar ambulans, cenaze nakil, cenaze yıkama aracı nedeni ile çağrıldığını bu çalışmaların bazen sabahlara kadar da sürdüğünü, bu olaya bir kaç defa şahit olduğunu, cumartesi ve pazar günleri ve resmi tatillerde davacının çalışmadığını, ancak acil bir iş olduğunda telefonla aranarak cenaze nakil, ambulans veya yıkama aracı şoförü olarak gittiğini, davalı belediyenin genellikle izin kullanmalarına izin vermediğini, davalı ... fazla mesai ücretlerini ödemediğini, davalı belediyenin resmi tatil, hafta sonu tatili ödemediğini, davacının da almadığını, davalı belediyede hafta sonu ve resmi tatillerde çalışma olmadığını, istisnai durumlarda telefonla aranarak işçilerin çalışmak üzere çağrıldığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece şoför olarak çalışan davacının haftada 6 gün 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığı, ancak ambulans ya da cenaze nakli nedeniyle gerektiğinde normal mesai saatleri dışında ve hafta tatilleri ile genel tatillerde çalıştığı yönünde ifadelerin olduğu, bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda davacının ortalama haftada bir gün normal mesai saatleri dışında 6 saat daha çalıştığının kabulü gerektiği, tanık beyanlarından davacının haftada 6 gün çalıştığı ve bir gün dinlendiğinin anlaşıldığı, toplu iş sözleşmesine göre çalışma süresinin haftada 5 gün olduğu, cumartesi ya da pazar günü her hafta bir gün çalışma için hafta tatilinde çalışma karşılığı ücret alacağı olduğunun kabulünün gerektiği, davacının temizlik hizmetinin gereği olarak resmi tatillerde de çalıştığı kabul edilmiştir.
Somut olayda davalı işyeri resmi kurum olup kural olarak resmi kurumlarda yapılan çalışmaların vardiya çizelgeleri, nöbet listeleri , puantaj kayıtları ve benzeri belgelerle kayıt altına alınmasının esas olduğu hususu gözönüne alınarak mahkemece davalı Belediyenin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacının hafta tatilleri ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı ve fazla mesai yapıp yapmadığının tespit edilmesi gerekirken aynı taleplerle işverene dava açan ve bu nedenle beyanlarından kendi lehlerine sonuç çıkabilecek olan tanık beyanlarına itibarla fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının kabulü hatalı olup eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir.