Esas No
E. 2014/6633
Karar No
K. 2015/4600
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2014/6633 E.  ,  2015/4600 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/09/2013 tarih ve 2008/175-2013/181 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan davacı ... vekili Av.... ile davalı şirket temsilcisi...ve davalı Şirket vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin “FEB FEN BİLİMLERİ MERKEZİ” markasının sahibi bulunduğunu, Fen Bilimleri Merkez Dershanesi'ni kuran ve onu bir marka haline getirenin müvekkili olduğunu, müvekkilinin bu markanın kullanımını “Dershane Devir ve İsim Kullandırma Sözleşmesi” ile mekan ve süre sınırlaması içerecek şekilde...'a devrettiğini, sözleşmeye göre bu kullanımın, ..., Ada 291 Parsel 1047'de kayıtlı bulunan ... İş Merkezi Kat: 4-5 adresindeki taşınmazda yer alan dershane ile sınırlı olduğunu, taşınmazı kiralayan ...'ın 01/07/2008 tarihinde tahliye ile artık bu ismi kullanmadığını iddia ettiğini, ancak resmi kayıtlarda yeni bir marka adı kullanılmasına rağmen fiilen gerek dağıtılan broşürlerde ve gerekse bina iç ve dışına asılan afişlerde müvekkiline ait tescilli markanın kullanılmakta olduğunu, ...

4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2008/28 D.İş sayılı dosya ile alınan tespit raporunda, markanın kullanılmaya devam edildiğinin açıkça bildirildiğini ileri sürerek, davalının anılan adresteki marka haklarına tecavüz niteliğindeki kullanımının önlenmesini, şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının markasının daha önce açılan ...

3.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi dosyasında hükümsüzlüğüne karar verildiği, bu durumda işbu davada davacının tecavüzün önlenmesini ve tazminatın tahsilini talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, 556 sayılı KHK.'ya dayalı marka hakkına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacı ...'in işbu davada dayandığı 1997/183476 sayılı “FEB Fen Bilimleri Merkezi” ibareli markasının, ...

3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/50 E.-2010/53 K. sayılı ve 27.04.2009 tarihinde açılan dava sonucunda, kullanmama nedenine dayalı olarak iptal edildiği, bu durumda 30.10.2008 tarihinde açılan işbu davada davacının, tecavüzün önlenmesi ve tazminat talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. O halde somut uyuşmazlıkta, 556 Sayılı KHK'nin 44. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkisinin, daha önceki bir tarihte açılmış olan dava bakımından hangi tarihten itibaren hukuki sonuç doğuracağı hususunun, aynı KHK'nin 42. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. 556 Sayılı KHK'nin 44/1. fıkrası uyarınca “bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın sonuçları geçmişe etkilidir”. Hükümsüzlük nedenleri bir bütün olarak 556 Sayılı KHK'nin 42. maddesinde gösterilmiştir. Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasının “(a) ve (b) bentlerinde, marka hakkının tescili anında mevcut olan mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri”nin düzenlenmesine karşın, aynı fıkranın “(c) ila (f) bentlerinde başlangıçta geçerli olarak tescil edilen bir marka hakkında daha sonra ortaya çıkan nedenlere dayalı hükümsüz halleri” düzenlenmiştir. Sonuç itibariyle 556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasında iki farklı gruptaki hükümsüzlük halleri birlikte düzenlenmiş bulunmaktadır. 556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasında düzenlenen mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri, 1993 tarihli mehaz 40/94 Sayılı Avrupa Topluluğu Markası Tüzüğü'nün 51. maddesinde marka tescilinde mutlak ret, 52. maddesinde de nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri olarak ayrı ayrı düzenlenmiş ve 54/2. fıkrasında da bu nedenlere dayalı olarak hükümsüzlük kararı verilmesi halinde kararın, marka korumasının gerçekleştiği tarihten itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmiştir. 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük halleri ise, 40/94 Sayılı Tüzüğün 50. maddesinde münhasıran “iptal” sebepleri olarak düzenlenmiştir. Tüzüğün 54/1. fıkrasında da “iptal kararının geçmişe etkili sonuçlarının talep (AB Marka Ofisine “OHIM” yöneltilen) veya karşı davanın açıldığı tarih itibariyle gerçekleşeceği” kabul edilmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde de “iptal nedenlerinin gerçekleşmesi halinde; taraflardan birisinin isteği üzerine, eğer markanın sağladığı korumanın daha önceki bir tarihte sona ermesi gerektiği tespit edilirse, bu tarihten itibaren sonuç doğuracağına karar verilebileceği” de hüküm altına alınmıştır. 40/94 Sayılı Tüzük yerine yürürlüğe konulan 26 Şubat 2009 tarihli ve 207/2009 Sayılı Topluluk Markası Tüzüğü'nde de benzer hükümler mevcuttur.

Doktrinde, 556 Sayılı KHK'nin 44/1. maddesinde yer alan “hükümsüzlük halinde kararın sonuçları geçmişe etkilidir” hükmü, tescille kazanılan hakkın geçmişe etkili olarak tescil tarihinden itibaren ortadan kalkacağı şeklinde kabul edilmektedir (Prof.Dr. Hamdi Yasaman, Marka Hukuku Cilt II, s. 905, ... 2004). Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan haller nedeniyle hükümsüzlüğe karar verilmesi durumunda ise, kararın geçmişe etkili sonuçlarının yukarıda yapılan açıklama ve mehaz Tüzük hükümleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir. 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bendinde sayılan haller, başlangıçta var olmayan ancak sonradan gerçekleşebilecek bir nedenden ötürü markanın hükümsüzlüğüne yol açtığından, bu hallerden birisine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının ilk tescil anından itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağının kabulü hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Dairemizin kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir (Dairemizin 01.03.2013 tarih, 2012/1496 E.-2013/3805 K. sayılı kararı).

Bu durumda, ...

3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/50 E.-2010/53 K. sayılı davada, 556 Sayılı KHK'nin 14. ve 42/1-(c) bendine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının, "kural olarak" davanın açıldığı 27.04.2009 tarihine kadar geçmişe etkili sonuç doğuracağının kabulü gerekir. Ancak, mahkemece davacının dayandığı 1997/183476 sayılı markanın hükümsüz kılınması nedeniyle dayanaksız kalan işbu davanın da reddine karar verilmiş olup, böylece hükümsüzlük kararının, davanın açılma tarihinden de önceki bir tarih itibariyle geçmişe etkili sonuç doğuracağı kabul edilmiştir. O halde, koşullar oluştuğu taktirde yukarıda açıklanan genel kuraldan ayrılmanın mümkün olup olamayacağının, bir başka deyişle somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kullanmama nedeniyle hükümsüzlük istemli davada verilen hükümsüzlük kararının, dava tarihinden daha da önceki bir tarihe kadar geçmişe etkili sonuç doğurup doğuramayacağının tartışılmasında da yarar bulunmaktadır.

Yukarıda da açıklandığı üzere, mehaz 40/94 Sayılı AT Tüzüğünün 54/1. fıkrasının ikinci cümlesinde (207/2009 Sayılı Tüzük 55. madde) “iptal nedenlerinin gerçekleşmesi halinde eğer markanın sağladığı korumanın daha önceki bir tarihte sona ermesi gerektiği tespit edilmiş ise, taraflardan birisinin isteği üzerine iptal kararının bu tarihten itibaren sonuç doğuracağına karar verilebileceği” düzenlenmiştir. 556 Sayılı KHK'nin 44. maddesinde açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte anılan maddenin birinci fıkrasında; 551, 554 ve 555 Sayılı KHK'lerde açıkça hüküm altına alındığı şekilde “markaya sağlanan korumanın başlangıç tarihinden itibaren doğmamış sayılacağı”na dair bir hüküm de bulunmamaktadır. Doktrinde, 40/94 Sayılı AT Tüzüğü'nün 54. maddesinin Türk Hukuku'nda da uygulanması gerektiği (Yasaman, age, s.906), veya KHK'nin 44/1. fıkrasının AT Tüzüğü'ndeki düzenlemeye uygun bir şekilde değiştirilmesinin hukuki menfaatler dengesine uygun olacağı görüşü benimsenmektedir (Prof. Dr. Sami Karahan, Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, s.150, ... 2002; Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, s. 168, ... 1998). Yine örneğin, kullanmama nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde hükümsüzlük kararının 5 yıllık sürenin bitim anından itibaren hüküm ifade etmesi veya beş yıllık sürenin bitimine kadar geriye etkili (Karahan, age, s. 150), iptale yol açan nedenin daha önceki bir tarihte tamamlanmış olduğunun belirlenmesi durumunda, talep halinde iptal hükmünün etkisinin bu tarihten başlatılmasının da mümkün olduğu (Arkan, age, s.

168.görüşleri de açıklanmıştır.

Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan nedenlerle bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararın markanın ilk tescil anına kadar geçmişe etkili sonuç doğuracağının kabulü hakkaniyete uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu hallerde “kural olarak” hükümsüzlük kararının davanın açıldığı tarihe kadar geçmişe etkili olacağı kabul edilmelidir. Öte yandan, taraflardan birisinin hukuki yararı bulunması halinde de, iptale yol açan sebebin “daha önceki bir tarihte” gerçekleştiğinin belirlenebilmesi ve bu tarih ile dava tarihi arasında marka sahibinin 556 sayılı KHK'nin 14. maddesine uygun bir kullanımının da bulunmaması durumunda, iptal hükmünün geçmişe yönelik etkisinin tespit olunacak bu tarihten başlatılabilmesi de mümkün olmalıdır. Bu sonuç aynı zamanda 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(a) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük nedenlerinin niteliğine ve 44/1. fıkrasının amacı ile hakkaniyete en uygun yorum şekli olacaktır.

Somut uyuşmazlık yönünden de 556 sayılı KHK.'nın 14. maddesi dolayısıyla iptal kararları “kural olarak” dava tarihinden ileriye doğru hüküm ve sonuç doğurur. Bu nedenle ...

3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/50 E.-2010/53 K. sayılı ve 27.04.2009 tarihinde açılan dava nedeniyle verilen iptal kararı, aynı tarihten itibaren ileriye doğru etkilidir. O halde mahkemenin, anılan davada verilen iptal kararının geriye yürüyeceğine ve 30.10.2008 tarihinde açılan işbu davada da davacının, iptal edilen markasına dayalı tecavüzün önlenmesini ve tazminatın tahsilini isteyemeyeceğine dair gerekçesi doğru değildir.

Ancak Dairemizin 01.03.2013 tarih, 2012/1496 E.-2013/3805 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, iptal nedenleri dava tarihinden daha önceki bir tarihte gerçekleşmiş ise, hukuki yararın varlığı koşulunun da mevcudiyeti halinde, söz konusu iptal kararının, anılan iptal davasının açıldığı tarihten daha önceki bir tarihten itibaren olacak şekilde ileri doğru etkili sonuç doğuracağına mahkemece karar verilebilir.

Somut uyuşmazlıkta da ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/50 E.-2010/53 K. sayılı iptal davası daha sonraki bir tarihte açılsa dahi, mahkemece iptal kararının hukuki sonuçlarının işbu dava tarihini de kapsayacak şekilde geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğurup doğuramayacağı incelenip değerlendirilmelidir. Yerel mahkeme ise bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapmamıştır.

Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.