11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/18068 E. , 2015/4756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2014 tarih ve 2014/24-2014/117 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "...i" ibareli markayı 14. sınıf mal ve hizmetler için adına tescil ettirdiğini, kullanılan ibarenin ayırt edici unsurunun bulunmadığını, cins isim olduğunu, doğal inciyi tanımladığını, 556 sayılı KHK'nun 7/c maddesi uyarınca markaya konu olamayacağını ileri sürerek "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait "..." ibadeli markanın kuyumculuk eşyaları bakımından doğrudan doğruya eşyayı tanımlayıcı mahiyette bulunduğu, kuyumculuk sektöründe çalışanların istiridye inci satmalarının ve tanıtımını yapmalarının doğal olduğu, bu ibarenin kuyumculuk eşyaları bakımından marka olarak tescilinin davalıyı rekabette haksız olarak rakiplerinin önüne geçireceği, böyle bir sonucu hukuk düzeninin korumayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, "..." ibaresinin kuyumculuk eşyaları bakımından 556 sayılı KHK'nın 7/c maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne; saat ve benzeri ürünler bakımından ise tanımlayıcı bulunmadığından hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilşkin olup, mahkemece, "..." ibaresinin 14/01. sınıf ürünler yönünden KHK'nın 7/c maddesi uyarınca tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğe karar verilmiş ise de, "..." ibaresinin tescil kapsamı mallar yönünden herhangi bir tanımlayıcılığı bulunmadığı halde, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.