(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2012/9054 E. , 2013/978 K.
"İçtihat Metni"
Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mahkemece verilen yetki belgesine dayanılarak mirasçı olmayan kişi tarafından açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, mevcut nüfus bilgilerine göre miras bırakan ..... 'nın 2007 yılında ölümü ile geriye hakkında ölüm araştırması yapılan annesi ... nın kaldığı, mirasçı .... nın ölü mü, sağ mı olduğunun bilinemediği, davacı tarafça başkaca delil de bildirilmediği, tanıkla da ispatlanmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 30.maddesi hükmünde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Çekişmesiz yargıya tabi davada ise re'sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Diğer yandan, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 31 ve devam eden maddelerinde kimlerin ölüm bildiriminde bulunabilecekleri, ölüm kaydının hangi hallerde nüfus kütüklerine işleneceği açıklandıktan sonra 33. maddesinde ölmüş olduğu halde aile kütüklerinde sağ görülenlere ait ölüm tutanaklarının, ölüm olayını gösterirbelge ile başvurulması halinde Nüfus Müdürlüklerince düzenlenerek gerekli işlemin yapılacağı, herhangi bir belge ibraz edilememesi durumunda ölüm beyanının doğruluğunun Nüfus Müdürlüklerince araştırıldıktan sonra düzenlenecek ölüm tutanağının mülkî idare amirinin emri ile işleme konulacağı, bu kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmeliğin 69. maddesinin 3. bendinde de ölüm bildirimi sırasında herhangi bir belge verilemediği takdirde; ölünün hısımlarının ve ölüm olayını bilenlerin kimlikleri ile yerleşim yeri adreslerinin tespit edileceği, bu belgelerin mülkî idare amirliği aracılığı ile güvenlik makamlarına gönderilerek kişinin ölümünün araştırılmasının isteneceği, kütüklere ilgilinin ölüm araştırmasının yapıldığı açıklamasında bulunulacağı, bu araştırma sonuçlanıncaya kadar kayıt üzerinde işlem yapılamayacağı, kişinin öldüğünün tespit edilmesi halinde ölüm olayının aile kütüğüne tescil edileceği, hakkında araştırma yapılan kişinin sağ olduğunun anlaşılması halinde ise yapılan açıklamanın silineceği, 4. bendinde de genel müdürlükçe, MERNİS ve adres kayıt sisteminde yer alan bilgilerden yararlanılarak uzun süredir işlem görmeyen ve ölü olması muhtemel olup da aile kütüklerinde sağ görülenlerin araştırılmasının, üçüncü fıkrada belirtilen usule göre Nüfus Müdürlüklerine yaptırılacağı belirtilmiştir.
Bütün bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde nüfus kütüğünde kayıtlı bir kişinin ölüm kaydı kütüklere işlenmedikçe veya Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kişinin ölmüş olduğu belirlenmiş olmadıkça dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemesince kişinin sağ olduğunun kabul edilmesi gerekir. Nüfus Müdürlüklerince ölüm araştırması yapılması ve buna ilişkin açıklama yazılarak kütükteki kaydın kapatılmış olması bu olguyu değiştirmez.
Somut olaya gelince, miras bırakan Mustafa Kaya'nın 2007 yılında çocuksuz olarak öldüğü, eşi Sultan'ın da muristen evvel öldüğü, murisin alt soyunun bulunmaması sebebiyle 2.zümredeki mirasçıları olan babasının muristen evvel 1955 yılında öldüğü, annesi 1880 doğumlu .... hakkında da ölüm araştırmasının yapılması sebebiyle kaydının kapatıldığı, murisin kayden başkaca mirasçısının bulunmadığı görülmektedir. Kolluk tarafından murisin nüfusa kayıtlı olduğu ... Köyünde yapılan araştırma sonucunda murisin annesinin öldüğü geriye mirasçıları olarak muris ile diğer oğulları .... ve ... nın kaldığının bildirildiği, ne var ki; mahkemece bu yön üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır. .../..
Köy Kanununun 36/7. maddesinde köy muhtarının köyde doğan ve ölenlerin Nüfus Müdürlüğüne bildirilmesi, 36/13. maddesinde ise mahkemeden görevi ile ilgili olarak gelen işlerin yapılması görevinin düzenlendiği dikkate alınarak mahkemece Zöhre Kaya'nın kayıtlı olduğu ve yaşayıp öldüğü köyün Muhtarlığından ölüm kaydının düşürülmesi için gerekli işlerin yapılması da istenilmemiştir.
O halde; davanın yetki belgesine dayanılarak ve ispat imkanı kısıtlı üçüncü kişi tarafından açılmış olduğu gözönünde bulundurularak öncelikle Sarıhacı Köyü Muhtarlığına yazı yazılması, muris... nın annesi .... 'nın ölüm kaydının düşürülmesinin sağlanması, murisin oğulları olduğu bildirilen ... 'nın halen köyde yaşayıp yaşamadığı, yaşıyorsa nüfus bilgileri kolluk araştırması ile tespit edilmesi, tüm bu araştırmalara rağmen murisin annesi ... nın ölüm kaydının düşürülmesinin mümkün olmadığının anlaşılması halinde sağ olduğu kabul edilerek murisin tek mirasçısı olduğu düşünülmesi, ... nın ölüm kaydının düşürülmesi ve ... 'nin de mirasçılarının tespit edilememesi halinde son mirasçının Hazine olacağı gözönünde bulundurulup, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, muris ... 'nın mirasçıları ve miras paylarını gösterir mirasçılık belgesinin verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 13.02.2013 gününde oybirliği karar verildi.