14. Hukuk Dairesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.01.2012 - 02.02.2012 günlerinde verilen dilekçeler ile ve birleştirilen dava ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl dava ve birleştirilen davanın reddine dair verilen 03.11.2016 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.01.2018 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan birleştirilen dosya davacısı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Dava ve birleştirilen dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı ..., paydaşı olduğu 298 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşının payını 06.05.2011 tarihinde satış yoluyla davalıya devrettiğini, bildirim yapılmadığını ileri sürerek, payın önalım nedeniyle adına tescilini; birleştirilen davada da davacı ..., 06.05.2011 tarihinde satış yoluyla davalıya devredilen payın önalım nedeniyle adına tescilini istemiştir. Davalı, davaların ortaklığın giderilmesi davasını sonuçsuz bırakmak için açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine "...davacı ve birleştirilen dava davacısının paydaş olduğu çayır niteliğindeki 32.870m² yüzölçümündeki 298 parsel sayılı taşınmazda satın alma nedeniyle davalının da paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı yargılama sırasında fiili paylaşıma ilişkin bir savunmada bulunmamış ise de, yanıt ve beyan dilekçelerine ekli olarak fiili paylaşımı gösteren noter senetlerini sunmuş, temyiz aşamasında taşınmazda fiili taksim bulunduğunu ileri sürmüştür. Fiili paylaşım yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Dolayısıyla, dava konusu taşınmazın yüzölçümü ile dosya içerisindeki noter senetleri birlikte değerlendirilerek gerçekten bir fiili taksim bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Mahkemece, taşınmazda fiili taksim bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap