Esas No
E. 2015/14815
Karar No
K. 2018/2302
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2015/14815 E.  ,  2018/2302 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Meni Müdahale, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı kayyım vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R

Davacı Kayyım vekili, dava konusu 115 ada 7 parsel sayılı taşınmazda hisse malikleri ...(77/360), ... oğlu ... (1/120 hisse iştirak halinde)'a kayyım atandığını, dava konusu taşınmazın zemin kat 19 ve 20 numaralı bölümleri ile 1. bodrum kat 15 nolu bölümün davalı tarafından işgal edildiğini açıklayarak. 01.01.2006-31.05.2011 tarihleri arasında 30.230 TL ecrimisilin tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının müdahalesinin meni ile taşınmazın boş olarak teslimine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket tarafından, ...

7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/255 Esas sayılı dosyası ile borçlu olmadığının, aksi takdirde talep edilen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunun tespit edilmesi istemli dava açılmış, Mahkemenin 20.01.2012 tarihli kararı eldeki dava ile birleştirilmesine karar verildikten sonra 20.02.2012 tarihli kararı ile tekrar tefrik edilmiş, tefrik edilen davanın usulden reddine karar verilmiş ve temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davalı açtığı dava ve eldeki davada; borçlu olmadığını ve talep edilen ecrimisil miktarının fahiş olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davacının meni müdahale davasının kabulü ile davalının dava konusu taşınmaza yapmış olduğu müdahalesinin menine, ecrimisile yönelik davasının kısmen kabulü ile 22.200.00 TL'nin dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine üzerine; hüküm, davacı kayyım vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava açılırken kayyımın harçtan muaf olduğu değerlendirmesi yapılarak harç alınmadığı, 18/12/2012 tarihli yargılama oturumunda, dava dilekçesi ile bildirilen değer üzerinden 1/4 peşin harcın tamamlatılması yönünde ara karar tesis edildiği, kayyım vekili tarafından 19/12/2012 tarihinde 445.50 TL peşin harç yatırıldığı, 05.03.2013 tarihinde de 513,00 TL daha peşin harç yatırıldığı görülmüştür. Davacı kayyım vekili dava dilekçesinde hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarını göstermiş, ancak el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava değerini belirtmediği gibi, mahkemece davalının müdahale ettiği taşınmaz bölümlerinin dava değerinin belirlenmediği anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işyemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.

Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak taşınmazın davalı tarafından kullanılan bölümlerinin değerinin saptanması, yargılama sırasında eksik harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.

Bundan ayrı, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)

Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

Ne var ki, somut olayda, Mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde mahallinde yeniden keşif yapılması, öncelikle davalının el attığı bölümlerinin değerinin saptanması, davalı tarafından sunulan kira sözleşmesi ile emsal kira sözleşmelerinin karşılaştırılması, konunun uzmanı olan bilirkişilerden ecrimisil raporu alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yetinilip hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nfın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 15.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.