8. Hukuk Dairesi
Davacı alacaklı sözlü kira akdine dayanarak 17.03.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 460,00 TL’den 2015 yılı Kasım, Aralık ve 2016 yılı Ocak ayları kira alacağı 1.380,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 21.03.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 25.03.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, böyle bir borcu bulunmadığını, 2012 tarihinde 1 yıllık kira sözleşmesi yaptığını, oturduğu sürede de kiralarını ödediğini, kira sözleşmesinin sözlü değil yazılı olduğunu, kötüniyetli bir şekilde icra takibi yapıldığını, 15.11.2015, 17.12.2015 ve 19.01.2016 tarihlerinde kira bedellerini posta havalesiyle ödediğini, ödediğine dair dekontların ekte olduğunu, borcunun olmadığını bildirerek takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, taraflar arasında takibe konu aylar için belirlenen kira bedelinin 450.00 TL olduğu hususu ihtilafsız olup, 2015 kasım-aralık ve 2016 ocak ayı için gönderilen kira bedelinin PTT havalesi ile gönderilmesi nedeniyle havale masrafı kesildiği, kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olup kiraya verene götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerektiği, havale masrafı dikkate alınarak ve eksiksiz havale edilmesi gereken kira bedelinin davalı tarafından eksik ödendiği, davalının taşınmaza kazandırıcı masraf yaptığına ilişkin itirazının taraflar arası sözleşmeye uygun olmadığı, davalı tarafça kira bedelinin eksiksiz ödenmemesi nedeniyle temerrüt nedeniyle kiralanın tahliyesi şartları oluşmuş olup, tahliye yönünden talebin kabulüne, itirazın kaldırılmasına ilişkin talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir. Somut olayda; mahkemece karar gerekçesinde, havale masrafı dikkate alınarak ve eksiksiz havale edilmesi gereken kira bedelinin davalı tarafından eksik ödendiği gerekçesiyle itirazın kaldırılmasına ilişkin talebin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde hüküm fıkrasında itirazın 1.372,53 TL yönünden kaldırılmasına, 39,00 TL asıl alacak yönünden takibin devamına şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen kararın gerekçesi ile hüküm çelişkili olduğu gibi hüküm de kendi içerisinde çelişkili olup hangi istemin kabul edildiği hangi istemin reddedildiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle hüküm Yargıtay denetimine, usul ve yasaya uygun olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın