8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2017/4764 E. , 2018/2830 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira ve kira farkı alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece tahliye talepli davanın ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 ay geçtikten sonra açılabileceği bununla birlikle takip talebine konu alacağın kira farkı alacağını içerdiği kira farkı alacağına itirazın kaldırılması davası açılamayacağı zira takibe esas dayanak belgenin İİK. 68 maddesinde sayılan belgelerden olmadığı, davacının genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davacı alacaklı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı alacaklı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesinde "Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalarının, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemesi koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır." hükmüne, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2.maddesinde; geçmişe etkili olma başlığı altında “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 7. maddesinde ise görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığı altında "Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşıra ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalara da uygulanır." hükmü yer almaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun kira artışına ilişkin 344.maddesindeki düzenleme kiracıları koruyucu nitelikte olup, kamu düzenine ilişkindir. Somut olayda; davacı alacaklı, 01/07/2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 16/02/2016 tarihinde başlattığı icra takibi ile toplam 20.288,68 TL kira ve 3.009,41 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile; aylık kiranın 990,00 TL olduğunu, 2014 yılı Mayıs ve Haziran aylarına ait aylık 40.00 TL'den kira farklarının ödenmiş olduğunu belirterek borca itiraz etmiştir. Takip dayanağı kira sözleşmesi özel şartlar kısmının 4. maddesinde; müteakip yıllarda İstanbul Ticaret Odası tarafından en son açıklanacak tüketici fiyatlarındaki artış oranında artış yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davalı borçlu aylık kira miktarına açıkça itiraz etmiştir. Aylık kira miktarını kiraya veren kanıtlamalıdır. Her ne kadar İcra Mahkemeleri dar yetkili mahkemeler ise de kira sözleşmesinde kira artış oranına ilişkin düzenleme yer aldığına göre İcra Mahkemesince kira artış miktarı hesaplanması mümkündür. Mahkemece yukarıda izah edilen hususlar dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle 01/07/2011- 30/06/2012 dönemi için son ödenen aylık kira miktarına sözleşmede kararlaştırılan oranda artış uygulamak, takip eden dönemler için ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi dikkate alınmak suretiyle aylık kira miktarına on iki aylık ortalama ÜFE oranını geçmeyecek şekilde artış uygulanarak takip konusu aylara ait ödenmesi gereken aylık kira miktarı bulunup sonucuna göre alacak yönünden karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.