2. Hukuk Dairesi 2016/14907 E. , 2018/4520 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından velayet, maddi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davacı kadının süresi içerisinde verdiği 14.03.2016 tarihli temyiz dilekçesinde hükme yönelik temyiz itirazlarını dile getirdiği, hükmün tazminatlara ilişkin bölümü yönünden temyiz itirazlarını sunmadığı, onbeş günlük temyiz süresinin sona ermesinden sonra 08.01.2018 tarihinde verdiği ek temyiz dilekçesi ile tazminatlara ilişkin temyiz itirazlarını sunduğu ve duruşma talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tazminatlara ilişkin temyiz talepleri ile duruşmalı temyiz inceleme talebinin süresinde olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davacının velayetlere yönelik temyiz incelemesine gelince;
Mahkemece 2009 doğumlu ortak çocuk ... ve 2011 doğumlu ...velayeti davalı babaya verilmiş, davacı anne ile de kişisel ilişki tesis edilmiştir. Dosya arasında bulunan uzman psikolog tarafından hazırlanan görüşme raporunda "davacı kadının belirttiği ev adresinin farklı olması" gerekçe gösterilerek velayetin babaya verilmesinin uygun olacağı kanaati yazılmıştır. Mahkemece bu rapor gerekçe gösterilerek, yargılama sırasında idrak çağında olan ortak çocuk ... mahkemece dinlenilmeden ortak çocukların velayeti babaya verilmiştir. Oysa mahkemece yapılması gereken, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman ya da uzmanlardan; çocuk ve annenin yaşam koşulları, birbirleriyle ilişkileri, anne ve babanın durumu ve babanın çocuklarına fiziksel şiddet uyguladığı da nazara alınarak rapor alınması ve idrak çağında bulunan ortak çocuk ...'ın görüşüne başvurularak diğer delilerle birlikte değerlendirilmek suretiyle velayetler konusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.