8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2015/14930 E. , 2018/9269 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, mülkiyeti Hazine'ye ait olan 682, 235, 574, 652, 24,797 ve 471 parsel sayılı taşınmazların vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazların zilyetliğini ... Noterliği'nin 28/06/1982 tarihli Zilyetliğin Devri Sözleşmesi ile devir aldığını ve o tarihten itibaren taşınmazların ecrimisil bedellerini ödediğini, son bir kaç yıldır dava konusu taşınmazlar için davalılardan Ali Albayrak'a da ecrimisil ihbarnamesi gönderildiğini belirterek, dava konu taşınmazların zilyedinin vekil edeni olduğunun tespit edilmesine ve beyanlar hanesine zilyet olarak şerh düşülmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ... vekili, 797 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu belirterek bu parsel yönünden davanın reddini savunmuştur. Davalılardan Hazine vekili duruşmada alınan beyanında, dava konusu taşınmazların 2B kapsamında kalan taşınmazlardan olmadığını, ziyetliğin tespit edilmesinde hukuki yarar olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ..., davaya ilişkin bir savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul ve kısmen reddine, dava konusu 797 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, dava konusu 24, 235, 471, 574, 652 ve 682 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile taşınmazların beyanlar hanesine zilyedinin ... olduğu yönünde şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki ve yargılama sırasındaki beyanlara göre, dava, zilyetliğin tespiti istemine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki; tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) Diğer yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu'nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü'nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez. Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması (710 m), geçit hakkı (748 m), toprağın iyileştirilmesi (755 m), eklentiler (1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 41. maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun Değişik 7. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 22. maddesi, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15. maddesi, 2924 sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu'nun 7. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır. Somut olaya gelince, dava konusu 682, 235, 574, 652, 24 ve 471 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfında, tapulama yolu ile 28/02/1992 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edildiği ve beyanlar hanesinde şagil olarak Nazmi Albayrak adına şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtlarından, taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesinde, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğuna dair şerh bulunmamaktadır. Az yukarıda açıklandığı üzere, taşınmaz üzerinde zilyetlik tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilebilmesi için Kanunda açık bir düzenleme bulunması gereklidir. Diğer durumlarda, zilyetlik tespiti ve zilyetlik şerhi verilmesi mümkün bulunmadığından, davacının dava konusu Hazine adına kayıtlı taşınmazda zilyetlik tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilmesi istemiyle dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.