13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2018/1090 E. , 2018/2468 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, maliki bulunduğu binayı ... Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu ve buna bağlı yönetmelik ve belediye meclis kararına dayanarak davalıya devrettiğini, 3923 analiz numaralı kıymet taktir komisyonu raporunda bina, müştemilat ve ağaç bedelinin 8.202,00 TL olarak belirlenmesine rağmen davalının tüm yapı bedelini değil sadece enkaz bedelini ödediğini, oysa tüm yapı bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 7.006,00 TL bakiye bedelin tahsili için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece "enkaz bedelinin davacıya ödenmiş olması karşısında davacının başkaca talepte bulunamayacağı, davanın tümden reddi gerekir," denilmek suretiyle bozulmuş; bozmaya uyularak, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava ... kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Her ne kadar, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilip, vekalet ücreti yönünden "davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara göre davacının haklı olduğu" saptaması yapılarak, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş ise de; bilindiği gibi içtihat değişikliği bir mevzuat değişikliği değildir. Dolayısıyla içtihadın değişmiş olması başlangıçta davacının dava açmakta haklı olduğunu göstermez. O halde, mahkemece, red edilen kısım üzerinden karar tarihinde yürülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.