14. Hukuk Dairesi

Dava, TTK 55. madde kapsamında açılan, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı firmanın, davacı firmaya ait, marka tescil belgesi ile korunan markasını ve Tescilli Ticaret Unvanını, davaya konu ürünler üzerinde yer alan etiketlerde, haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanıp kullanmadığı hususudur. İlk derece mahkemesinin karar başlığında ... davalı olarak gösterilmiş ise de bu şahsın dava dilekçesinde davalı şirketin temsilcisi sıfatıyla gösterildiği, bu şahsın ayrıca davalı olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince ön inceleme tutanağında UYAP sistemindeki bu hatanın düzeltilmesine karar verildiği halde düzeltilmediği ve karar başlığında bu şahsın davalı olarak gösterildiği; davacı vekilinin tavzih talebi üzerine ilk derece mahkemesinin 07/03/2017 tarihli ara kararında, davalı vekilinin istinaf başvurusu yaptığı gerekçesiyle düzeltme talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Davada sadece bir davalı bulunduğu, onun da davalı şirket olduğu anlaşıldığından bu maddi hata istinaf yargılama aşamasında Dairemizce düzeltilmiştir. İstinaf kanun yoluna sadece davalı taraf başvurmuş, davacı taraf istinafa başvurmamış, davalı tarafın istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddini istemiştir. HMK 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK.m.356 uyarınca istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmış ve Dairemizce bilirkişi raporu alınarak inceleme sonuçlandırılmıştır. Taraf vekillerinin bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin yeterli olmadığı gerekçesiyle ileri sürdüğü istinaf sebebi Dairemizce alınan bilirkişi raporuyla karşılanmıştır. Ayrıca HMK 282.maddesi uyarınca bilirkişi raporları mahkemece serbestçe değerlendirebileceği tarafların ek rapor ve yeniden rapor alınması talepleri yerinde görülmemiştir. Öncelikle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı konusundaki istinaf sebebinin incelenmesi gerekir. Davalı, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ürünlerin piyasada başka firmalarca üretilen türde ürünler olduğunu, davacının markası olduğunu iddia ettiği krom çelik ibaresinin ürünün türünü belirten bir ibare olduğu gerekçeleriyle haksız rekabetin oluşmadığı savunmasında bulunmuştur. Davamıza konu olayla ilgili olarak Bakırköy 2. Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2013/540E.-2015/737K.sayılı 08/12/2015 tarihli kararında; '' Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, katılanın iddiası, sanığın ve sanık müdafiinin savunmaları, suça konu ürünlerin ele geçirilmesine ilişkin görevlilerce düzenlenen arama, el koyma tutanağı, Türk Patent Enstitüsünün cevabi müzekkeresi ve yeterli teknik bilimsel verilere dayalı bulunan bilirkişi heyet raporu ile sanığın yetkilisi olduğu şirkete ait ürün etiketlerinde katılana ait 2000 20823 nolu tescilli markanın ve katılanın ticari ünvanın da yer alan krom çelik ibarelerini aynen ve üretici firmayı tanımlar nitelikteki... ÇELİK şeklinde kullanımı ile ürünlerin kaynağını gösterir işletmede yanılgıya neden olarak katılanın markasını iltibas suretiyle tecavüz ettiği, sanık tarafından gerçekleştirilen kullanımın 556 Sayılı KHK'nun 12/1.'de tanımlanan dürüst kullanım niteliğinde olmadığı ve sanığın katılan şirketin şekil ve isim olarak tescil ettirdiği markasına tecavüz ettiği sübut bulmakla suçun işlenmesindeki özellik ve ağırlığa göre 556 Sayılı KHK'nun 61/A-1.maddesi yönünden sanık hakkında suçun işleniş biçimi nazara alınarak cezanın alt sınırdan tayini ile ....'' denilmek suretiyle davalı şirketin yetkilisi olan ... hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizce alınan bilirkişi raporunda da, davacının tescilli markası ile üretilen ürünler davalıda ele geçirilen ürünlerle ve üzerindeki etiketlerle denetlenebilir şekilde karşılaştırılmış ve sonuçta davalının, davacının tescilli markası ile ürettiği ürünü birebir ve daha düşük kalitede üretmek suretiyle ve yine davacının müşteri çevresinde yer alan bir alıcıya satmak suretiyle haksız rekabet yaptığı belirlenmiştir. Davalının bu eylemleri TTK.m.54 ve 55/1.a.2.maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğundan, davalının bu konudaki istinaf sebep ve gerekçeleri yerinde görülmemiştir. Davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı konusunda istinaf sebeplerinin yapılan incelemesinde; ilk derece mahkemesince tazminat hesabı yapılırken, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davalıda ele geçirilen ürünlerin davacı tarafından satıldığı dönemde düzenlediği faturadaki birim fiyat esas alınmak suretiyle ve bu birim fiyatla davalıda ele geçirilen ürün sayısı çarpılmak suretiyle zarar miktarının 36.225,00 USD olarak belirlendiği, bu tutarın dava tarihindeki kur karşılığının 101.169,18 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan davalıda ele geçirilen ve davacıya teslim edilmiş olunan ürünlerin hurda bedeli olan 15.146,82 TL'nin düşürülmesi suretiyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının 86.022,36 TL olarak hesaplandığı ve bu tutarın hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Davacının zararının hesaplanırken, bürüt satış tutarı olan fatura bedelinin esas alınarak hesaplama yapılması ancak bu tutardan üretim maliyet bedellerinin düşülmemiş olması hatalı olup davalının bu konudaki istinaf sebepleri yerinde görülmüş ve bilirkişi kurulundan, davacının zararı hesaplanırken üretim maliyetlerinin düşülmesi suretiyle zarar hesabının yapılması istenilmiştir. Bilirkişi kurulu raporunda üretim ve pazarlama maliyetlerini hesaplamış ve davacının yurt dışı satışlardaki pazarlama maliyet oranı esas alınarak talep edebileceği bakiye tazminatın 34.515,76 TL olduğunu hesaplamıştır. Diğer bir hesaplama daha yapılmış ve net satışlardaki pazarlama maliyet oranı itibariyle farklı bir rakam verilmiş ise de olayımızda davacının satışlarını yurt dışına yaptığı ve yurt dışı satışına göre zarar hesabı yapılması gerektiği anlaşıldığından birinci seçenekteki hesaplama tarzı Dairemizce belirlenmiştir. Buna göre davacının birim satış fiyatlarına göre bulunan gelir kaybı üzerinden öncelikle üretim ve pazarlama maliyetleri düşülmüş, ardından davacıya teslim edilen ürünlerin hurda bedeli düşülmek suretiyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının 34.515,76 TL olduğu sonucuna varılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden kabul edilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap