9. Hukuk Dairesi 2017/27979 E. , 2018/7668 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ : ... 6. İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalıya ait genel müdürlük biriminde 12/12/2011 - 09/11/2016 tarihleri arasında kurumsal müşteri zekası ve analiz uzmanı olarak çalıştığını, davalı işverenlik tarafından davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, davalı işverenlik tarafından verilen hizmet belgesinde ayrılış nedenin "işveren tarafından fesih" şeklinde belirtildiğini, SGK bildiriminde ise 4. maddeye göre çıkış verildiğini buna göre işveren tarafından "belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi " ile fesih yapıldığını kabul edildiğini, işverenlik tarafından davacının çağırılarak istifa dilekçesinin vermesinin istendiğini, davacının bunu kabul etmediğini, bunun üzerine davacıya OHAL kapsamında FETÖ-PDY terör örgütüne üye olduğu gerekçesi ile işten çıkarılabileceğini ve kıdem ile ihbar tazminatının da verilmeyeceğinin söylendiğini, davacıya yapılan baskı sonucunda istifa dilekçesini yazdığını beyanla feshin geçersiz olduğunun tespitine, davacının işe iadesine, İş Kanunun 21/1 madde uyarınca geçersiz yapılan feshin sonuçlarının hükümle bildirilmesine, boşta geçen süreye ilişkin olarak 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesine, davalı işverenliğin kesinleşen işe iade kararına rağmen müvekkil işçiye işine tekrar başlamaması halinde iş güvencesi tazminatı olarak 4-8 aylık tutarında brüt ücret ile masraf ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; 15 Temmuz gecesi darbe girişiminden FETÖ/PDY terör örgütü irtibatı bulunan tüm kişi kurum ve kuruluşlara karşı mücadele başlatıldığını, 1 Eylül 2016tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 673 sayılı KHK başlıklı 7.maddesinde "Devletin veya kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs, ortaklık ve iştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde çalışmakta iken, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle iş sözleşmesi feshedilen işçiler, bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler.” uyarınca kamu payı bulunan müvekkil Şirketi ilgilendirdiğini ve ilgili terör örgütü ile bağlantılı olan personelin iş sözleşmesinin feshine ilişkin düzenlemeler içerdiğini, davacının bylock kullanıcısı olduğunu kamu kurumu tarafından bildirildiğini, bylock kullanıcısı olduğunun öğrenilmesinden sonra davacının iş akdinin bu nedenle feshedilebilecekken davacının talebi doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesi şartı ile müvekkili şirket ile arasındaki iş sözleşmesinin feshedilmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin davacının talebini dikkate aldığını ve talebi doğrultusunda işlem yaptığını, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olan davacının müvekkili işyerinde istihdam edilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince davacının verdiği dilekçe üzerine iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle feshedildiği, davacı işçinin bu dilekçedeki yazı ve imzaya itirazının bulunmadığı tehdit ve baskı altında imzalandığına dair somut bir delil olmadığı, davalının davacı işçinin bylock kullanıcısı olduğuna dair ihbar geldiğini iddia ettiği, davalı işverenin davacının örgüt üyesi olduğuna dair şüpheye düştüğü işverende davacıya karşı haklı ve katlanılması beklenmeyecek bir şüphenin oluştuğu iş ilişkisinin devam ettirilmesinin davalıdan beklenemeyeceği şüphe feshinin koşullarının da oluştuğu gözetildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf: Karara karşı davacı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davalının %25 hissesinin T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına ait olduğu 673 sayılı KHK’nın 7. Maddesi uyarınca davacının iş sözleşmesinin yasal düzenleme kapsamında sona erdirildiğinden yasal yetki ile fesihlerde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca geçersizlik koşulları aranmayacağı gerekçesiyle davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz Kararı davacı temyiz etmiştir. G) Gerekçe: Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesi talebi doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatları ödenmek suretiyle feshedilmiştir. Davacı 09.11.2016 tarihli dilekçesinde şirketin organizasyonel yapısında kariyer gelişimi için uygun fırsatlar bulacağını düşünmesi sebebiyle hak edeceği kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi suretiyle iş sözleşmesinin feshini talep ettiği görülmektedir.
Davacı bu dilekçenin irade fesadıyla alındığını, istifa dilekçesi vermezse FETÖ/PDY örgütüne üye olduğu gerekçesiyle işten çıkarılacağının kıdem ve ihbar tazminatlarının da verilmeyeceğinin söylendiğini, böyle bir şey istemiyorsa 3 dakika içinde dilekçe imzalamasının istendiğini kendisinin de korkarak istek doğrultusunda söz konusu dilekçeyi yazdığını, FETÖ/PDY örgütü ile bir ilgisinin olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ise 673 sayılı KHK m.7 doğrultusunda FETÖ/PDY ile irtibatı olan personelin tespiti ve gerekli fesih işlemi yapılabilmesi için şirket nezdinde komisyon kurulduğunu ve komisyonun Emniyet birimleri ile koordineli bir şekilde çalışıldığını davacının BYLOCK kullanıcısı olduğu bilgisi alındığını davacıya bu bilgilendirmenin yapılması üzerine davacının da iş sözleşmesinin feshini talep ettiğini, davacının iş sözleşmesinin FETÖ bağlantısı ile feshedilebilecekken davacının talebinin dikkate alınarak talebi doğrultusunda işlem yapıldığını davacının BYLOCK kullanıcısı olup olmadığına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatına yazı yazılarak bunun sorulmasını talep ettiklerini bildirmişlerdir.
Taraf beyanları dikkate alındığında emniyet veya istihbarat teşkilatlarından bildirim olmadığı halde işçinin verdiği işten ayrılma talepli dilekçesinin serbest iradeyle verildiğinden söz etmek mümkün değildir. Zaten İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin Yargılama sırasında da hem davacı hem de davalı davacının “BYLOCK” kullanıcısı olup olmadığının emniyet birimlerinden sorulmasını talep etmişlerdir. Ancak ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince bu husus araştırılmamıştır.
Buna göre davacı hakkında FETÖ / PDY terör örgütü üyeliğinden hakkında ceza soruşturması bulunup bulunmadığı varsa bunun sonucunun araştırılması, ayrıca emniyet ve istihbarat birimlerine yazı yazılarak davacının “BYLOCK” kullanıcısı olup olmadığının sorularak gelecek cevapla birlikte değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. H) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 05/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.