8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/9856 E. , 2018/10485 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 335 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalılar murislerinden haricen 13.09.1976 tarihinde satın alındığını, davalılar murislerine ...’tan intikal eden bu taşınmazın davalılar murisleri ... adına tapuda intikalinin yapılmadığını, satıştan bu yana davacılar ve murisleri .... zilyetliğinde olduğundan bahisle tapunun iptali ile davacılar adına tescilini, olmadığı takdirde satın alınan taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davalı ... ;kimlik tespitinin yapıldığı 15.09.2014 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Davalılar vekili; davanın hukuki dayanağının bulunmadığını, zamanaşımına uğradığını, TMK’nın 713. maddesinin koşullarının oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; köy senediyle yapılan taşınmaz satışının TMK’nun 706. maddesi gereği mülkiyetin devrini sağlamadığı, yapılan sözleşmenin adi yazılı sözleşme olduğu, davacıların tapuda malik olarak gözükmediği için TMK 712. maddesi gereği olağan zamanaşımı yoluyla ve taşınmaz tapuda kayıtlı bir taşınmaz olduğu için de TMK 713. madde gereği olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyeti kazanamayacağı, sebepsiz zenginleşmeye dayanan talebin ise köy senediyle yapılan sözleşme 1976 tarihinde yapıldığından TBK 82. madde uyarınca 10 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Davacılar vekili; dava konusu 335 ada 2 parsel (eski 186 parsel) maliki ...’ın 19.07.1938 tarihinde (veraset ilamındaki ölüm tarihi 07.08.1975) vefatı ile kardeşleri ....’e intikal ettiğini, davacıların murisi ....’nun 13.09.1976 tarihinde ....’ten dava konusu bu yeri köy senedi ile satın aldığını, bu tarihten itibaren yaklaşık 39 yıldır davacılar ve murislerinin malik sıfatıyla zilyet olduklarını, bu süreçte intikalin de yapılmadığını, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyetin kazanıldığını, satıcı olan ...’in 02.05.2003 tarihinde,...’un ise 23.09.2005 tarihinde vefat ettiğini, ... mirasçılarının hisselerinin hepsini ...’in satın aldığını, bu nedenlerle tapunun iptali ile davacılar adına tescilini olmadığı takdirde taşınmazın uyarlanmış değerinin... ve ... mirasçılarından hisseleri oranında dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalılardan ... davayı kabul ederken, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu 335 ada 2 parselin getirtilen tapu kaydına bakıldığında ise taşınmazın 16.07.1959 tarihinde tapulama yoluyla ... adına tam hisseyle kaydedildiği, 18.12.2013 tarihinde kişi kimlik bilgilerinin düzeltilmesi yoluyla ... adına olacak şekilde düzeltimin yapıldığı, ...’ın alınan veraset ilamında 07.08.1975 tarihinde vefat ettiği, mirasçısı olarak... ve ...’i bıraktığı, ancak... ve ...’in tapu da herhangi bir intikal işlemi yaptırmadığı, az yukarıda da belirtildiği üzere tapulama esnasında ... olan malik isminin 18.12.2013 tarihinde ... olarak düzeltildiği, ...’in 02.05.2003 tarihinde ve...’un ise 23.09.2005 tarihinde vefatı nedeniyle bu kişilerin mirasçıları tarafından 22.01.2014 tarihinde intikal işleminin gerçekleştirildiği, tapunun son halinde 24.07.2014 tarihinde satış ve pay temliki yoluyla elbirliği halinde ... ve ... adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. İddia ve savunmanın kapsamına göre dava; TMK’nın 713/2 maddesindeki ölüm ve olağanüstü zamanaşımı zilyetliği yoluyla tapu kaydının iptali ile tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir. Dosya içeriğine, toplanan delillere, tapu kaydına, mirasçılık belgelerine göre tapu maliki ...’ın 07.08.1975 tarihinde davalıları mirasçı bırakarak öldüğü, dava tarihinden önce mirasçılar arasında pay intikali yapılarak son olarak tapu paydaşlarının davalılardan ... ve ... olduğu davanın açılış tarihi itibariyle diğer davalıların tapu pay maliki olmadıkları anlaşılmıştır. A) Diğer davalılar aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. B) Davalı ... 15.09.2014 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğinden bu davalı yönünden kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. C) Davalı ... aleyhinde açılan davaya gelince az yukarıda da açıklandığı gibi dava TMK’nın 713/2. maddesinde yazılı bulunan ölüm ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenine dayanılarak açılmıştır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK'nın 713/2. maddesidir. Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi, her ne kadar Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasanın 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Kökleşmiş Yargıtay ve Dairemiz uygulamalarına göre Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. O halde görülmekte olan dava da davanın açılış tarihi olan 11.08.2014 olduğuna göre Anayasanın 17.03.2011 tarihli iptal kararı önceki tarihli olduğundan bu tarih dikkate alınmalı ve kanunda bulunan zilyetlik koşullarının bu tarihe kadar oluşup oluşmadığı tespit edilmelidir. Somut olayda ;dava konusu taşınmazda tapulama yoluyla 16.07.1959 tarihinde tam hisseyle tapu maliki olan ... adına tescil edilmiş ve tapu maliki 07.08.1975 tarihinde vefat etmiş olup, vefatından 22.01.2014 tarihine kadar dava konusu taşınmaza ilişkin mirasçıları tarafından herhangi bir intikal işlemi yapılmadığına, davacılarca dava konusu taşınmazın köy senedi ile 13.09.1976 tarihinde bu yeri satın aldıkları ve o tarihten bu zamana kadar nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet oldukları iddia edildiği ve bu durum tanık beyanlarıyla da desteklendiğine, malikin ölüm tarihinden itibaren 20 yıllık zilyetlik süresi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı olan 17.03.2011 tarihinden önce dolmuş olduğuna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi yerinde görülmemiştir.