Ceza Genel Kurulu
Ceza Genel Kurulu 2017/463 E. , 2018/20 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ...'nın TCK'nun 89/1, 22/3, 89/3-b, 62 ve 52/1-2-4 ve 63. maddeleri gereğince 6.660 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Küçükçekmece 7. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11.04.2013 gün ve 437-462 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesince 19.12.2013 gün ve18853-30120 sayı ile; "...Dosya içeriğine göre; sanığın olay günü sevk ve idaresindeki kamyon ile strafor balyası taşırken, strofor balyasının kendi şeridinde seyreden katılanın motorsikletine çarpması ve katılanın hayati tehlike geçirip, kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda; sanığın aracına yüklediği stroforların düşebileceğini öngöremediğinden bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeden sanık hakkında fazla ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkeme ise 09.06.2014 gün ve 387-708 sayı ile; "...Sanığın sabit olan taksirle bir kimsenin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan eylemine uyan TCK'nun 89/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, mağdurun eylem nedeniyle hem hayati tehlike geçirmesi, hem basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanması ve hem de vücuttaki yaşam fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte kemik kırılmasına maruz kalması ve de yaralanmasının organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olması, bu şekilde yasanın öngördüğü birden fazla ağırlatıcı nedenin somut olayda birleşmesi, ayrıca sanığın somut olaydaki taksire dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek temel ceza belirlenirken alt hadden uzaklaşılmasına, sanığa verilen cezada TCK'nun 89/3-b maddesi uyarınca yasal oranda arttırım yapılmasına karar vermek gerekmiş, Sanığın iddianamede talep edilmemekle birlikte somut olayda bilinçli taksirle hareket ettiği, zira somut olayda yüklü olarak trafikte seyreden sanık sürücünün sevk ve idaresindeki kamyona yüklediği strafor malzemesinin karayoluna düşüp buradan sekerek arkadan gelen sürücü veya yayalara çarparak kazaya sebebiyet verebileceğini öngörebileceği, bu nedenle bilinçli taksirli hareket ettiği, kazanın oluşumunda kendi şeridinde seyreden ve kazayı önlemeye matuf bir tedbir alması beklenemeyecek olan mağdura atfı kabil bir kusur bulunmadığı kabul edilerek sanık hakkında ek savunması alınmak suretiyle bilinçli taksir hükümleri uygulanarak verilen cezada TCK'nun 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması cihetine gidilmiştir. Bilindiği üzere; TCK'nun 22/3. madde ve fıkrasında 'kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi' şeklinde tarifini bulan bilinçli taksirde, bilindiği üzere, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun, hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek neticeyi meydana getirmektedir. Hukuka aykırı neticeyi öngördüğü halde gerçekleşmeyeceğine güvenen ve bu güvenle hareketini sürdüren failin söz konusu güveninin dayanağı talih, bilgi, yetenek, deneyim vb. gibi çeşitli etkenler olabilir. Mahkememizin bozmaya konu ilamında da zikredilen emsal nitelikteki 06.10.2009 gün ve 189-220 sayılı kararında Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanık sürücünün, Karadeniz sahil yolu inşaatında kullanılmak üzere sevk ve idaresinde bulunan 61 K 3467 plaka sayılı araca yüklettiği dolgu malzemelerinden, 40x30 cm ebatlarında bir taşın, önce karayoluna düşüp buradan sekerek yol kenarında yayalara ayrılan bölümde yürümekte olan ...'a çarparak ölümüne neden olması biçiminde gelişen olayda, 2918 sayılı KTK'nun 65/1. madde ve fıkrasının (c) ve (g) bentlerinde belirtilen düzenlemeye aykırı olarak, kamyon kasasını aşacak şekilde dolgu malzemesi yükletilip, bu yükün üzerine branda çekilerek kapatılmadan ve başkaca tedbir de alınmadan şehirlerarası yola çıkılması halinde, normal yaşam koşulları gereği, sarsıntının da etkisiyle kamyondaki taşların düşebileceğinin ve başka araçlara ya da yol kenarında yürümekte olan insanlara çarparak, yaralanma ve ölümlere yol açabileceğinin kamyon sürücüsü sanık tarafından da öngörülmesi lazım gelen bir husus olduğu, buna rağmen hatalı taşıma yönteminin zaman ve emekten tasarruf sağlaması ve bu yöntemle ilgili geçmiş deneyimlerinin şanslı sonuçlanması gibi nedenlerle sanığın bu riski göze aldığı gerekçeleriyle sanığın meydana gelen neticeyi 5237 sayılı TCK'nun 22/3. maddesi kapsamında öngördüğü, ancak istemediği dolayısıyla anlatılan olayda bilinçli taksir halinin bulunduğunun kabulünün gerektiğine karar vermiştir. Bu emsal nitelikteki karar ışığında dava konusu somut olay yönünden değerlendirme yapıldığında; karayollarının sahile bitişik kısımlarında dolgu malzemesi olarak kullanılan kaya parçaları veya taş gibi sert ve muhkem bir özelliği bulunmayan ve rüzgar, karayolundaki çöküntü, tümseklik, çukur gibi dış etkenler veyahut trafiğin akışında meydana gelmesi muhtemel sair dış faktörler sayesinde yüklü olduğu araçtan savrularak düşmesi çok daha kolay ve kuvvetle muhtemel olan daha hafif nitelikteki strafor malzemesinin somut olayda yüklü olduğu kamyona güvenli ve emniyetli bir şekilde bağlanmadığı, bu konuda gerekli özenin gösterilmediği, kamyonun üzerine branda veya uçmasını engelleyebilecek sair bir örtü çekilmesi şeklinde tedbirlerin de alınmadığı, nitekim kazanın da strafor balyasının kendi şeridinde seyreden katılanın motosikletine çarpması ile husule geldiği, yüklemiş olduğu strafor balyasını emniyetli biçimde bağlamayarak veya uçmasını engelleyebilecek nitelikte branda veyahut sair bir örtü çekmeyerek özensiz davranan sanık sürücünün hayatın olağan akışı ve gündelik yaşamın olağan deneyimleri gereği strafor malzemesinin yukarıda açıklanan dış etkenlerin etkisiyle savrulup yola düşebileceğini ve somut olayda olduğu gibi peşinden seyreden motorlu taşıtlara veya yayalara çarparak yaralanma veya ölümlere yol açabileceğini öngörebileceği, buna rağmen sözü edilen hatalı taşıma yönteminin zaman ve emekten tasarruf sağlaması veya bu yöntemle ilgili geçmiş deneyimlerinin şanslı sonuçlanması gibi nedenlerle sanığın bu riski göze aldığı, sanığın bu şekilde meydana gelen neticeyi 5237 sayılı TCK'nun 22/3. maddesi kapsamında öngördüğü ancak istemediği, dolayısıyla bilinçli taksir koşullarının oluştuğu vicdani ve hukuki sonuç ve kanısına varıldığı..." gerekçesiyle ilk hükmünde direnmiştir. Direnme hükmünün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2014 gün ve 288290 sayılı “onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 633-787 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 13.03.2017 gün ve 78-1878 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın