2. Ceza Dairesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının ve sanık hakkında tekerrüre esas alınan Serik Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/705 – 2009/510 karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 5237 sayılı TCK'nın 106/1.1. cümlesinde yazılı ''tehdit'' suçuna ait olduğu ve CMK'nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığının ve sanığın başka da tekerrüre esas alınabilecek sabıkası olmadığının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2013 tarih ve 2012/13-1543 E. - 2013/257 K. sayılı kararında, suçlardan birinin tamamlanmış diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulması gerektiğinin, tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiğinin, sonuçta zincirleme suç nedeniyle ceza belirlenirken suçun en ağır cezayı gerektiren hali üzerinden uygulama yapılması gerektiğinin belirtilmesi ve ayrıca zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiğinin belirtilmesi karşısında, somut olayda sanığın 29/02/2012 tarihinde işlediği tamamlanmış hırsızlık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasının, 01/03/2012 tarihinde işlediği teşebbüs aşamasında kalmış hırsızlık suçundan ise 5 ay hapis cezasının verilerek her iki tarihteki eyleminden dolayı ayrı ayrı cezalandırılmasına yoluna gidildiği, Dairemizin 08/07/2015 tarihli 2014/10126 - 2015/14176 sayılı ilamında aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında suç tarihleri arasındaki yakın zaman dilimi de dikkate alındığında eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme suçu oluşturacağı bu nedenle sanığın bir kez tamamlanmış hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verildikten sonra cezasının 5237 TCK'nın 43. maddesiyle arttırılması gerektiği belirtilerek bozulduğu, mahkemenin bozma ilamına uyarak sanık hakkında TCK'nın 142/1-b, 43, 62. maddeleri uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasının verildiğinin anlaşılması karşısında yukarıda açıklanan şekilde tamamlanmış ve teşebbüs aşamasında kalan suçlardan dolayı ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek cezanın da teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiği nazara alınmaksızın 29/02/2012 ve 01/03/2012 tarihlerinde işlenen eylemler nedeniyle verilen cezaların toplamının 1 yıl 13 ay hapis cezasının, tamamlanmış suç üzerinden TCK'nın 43. maddesi gereğince yapılan artırım sonucu bulunan 2 yıl 1 ay hapis cezasından daha lehe olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı hükmün BOZULMASINA, 15/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap