Esas No
E. 2018/1699
Karar No
K. 2018/11971
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2018/1699 E.  ,  2018/11971 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Kayyımlığın Kaldırılması

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R

Davacı ... dilekçesinde, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile görülmekte olan bir davadan dolayı adresleri bulunamadığı ve kendilerine tebligat yapılamadığı gerekçesiyle haklarına düşen paranın üzerine kayyım atandığını, ...

14.Sulh Hukuk mahkemesi'nin 2009/255 -864 sayılı kararı ile ... Defterdarının kayyım olarak atandığını, tapuda mal sahibi olarak kayıtlı ...'nın mirasçıları olduklarına dair mirasçılık belgesi için dava açıldığını ileri sürerek ...

14.Sulh Hukuk Mahkemesince verilen kayyımlık kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece, kayyım tayinine esas dosyada bulunan taşınmaz kayıtlarından 12005 ada 8 ve 9 parsele ilişkin olanlarda Hatice'nin baba adı Mustafa olarak belirtilmişse de dosyaki güncel kayıtlarda baba adının ... olarak yer aldığı, Konak Tapu Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar sonucu yazı ekinde gönderilen belgelerin tetkikinde ... vereseleri olarak ... kızı ...'nin 15/200 hissesinin olduğunun belirtildiği, belgeler arasında ... Asliye Birinci Hukuk Dairesinin 1932/1945 Esas sayılı dosyasına ait mirasçılık belgesi suretinin eklendiğinin görüldüğü, böylelikle talep edenin ...

14.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/255 esas sayılı dosyasında hissesine kayyım tayin edilen ... kızı ... mirasçılarından biri olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Defterdarının kayyımlık görevinin kaldırılmasına dair verilen karar davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.) Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir. 3561 sayılı Mal Memurlarının ... Edilmesine Dair Kanun'un amacı, birinci maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beridir bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle mal varlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak tarif edilmiştir. Aynı Kanunun 2/4 maddesinde ise; kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır hükmü öngörülmüştür. 3561 sayılı Kanunun 24.07.2008 tarih ve 5793 sayılı Kanunla değişiklikten önce bu hüküm "kayyım tayin edilen mal memurunun 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 ve 3 sayılı tarifelerine göre bütün işlemleri hakkında aynı kanunun 13. maddesinin (j) bendi hükmü uygulanır " hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla 5793 sayılı Kanunla gerçekleşen 24.07.2008 tarihli değişikliğe kadar buradaki açık kanun hükmü gereğince 3561 sayılı Kanun gereğince kayyım atanması için hazine tarafından açılan davalarda dava harcı (yargı harcı) alınmıyordu. Oysa, 5793 sayılı Kanunla değişik 3561 sayılı Kanunun 2. maddesinde yargı harcından muafiyetle ilgili hükme yer verilmemiş, yerine kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır düzenlemesiyle yetinilmiştir.

23.12.1976 tarih ve 1976/7-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere harç, adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetlerin gerektirdiği masrafları karşılamak mülahazasıyla gerçek ve tüzel kişilerden Hazinece alınan bir paradır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir. Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır. Nitekim T.C Anayasanın 73. maddesinde "vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" hükmü öngörülmüştür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.04.2017 tarih 2017/1-1201 Esas ve 2017/716 Karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Yargı harcı devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür. 3561 sayılı Kanunun 2/4 maddesinde kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca Kanunda kayyımlıkla ilgili işlemlerin parasal yükümlülüklerden bağışık olduğu belirtilmiş ise de açıkça yer verilmeyen yargı harcının bu bağışıklık içerisinde olduğunun kabulüne imkan yoktur. Dosya kapsamından, eldeki dava açılırken başvurma harcı ile peşin maktu harcın yatırıldığı, ancak mahkemece hükümde "talebin mahiyeti itibariyle harç alınmasına yer olmadığına" karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; 3561 sayılı Kanun uyarınca davacı vekilinin nerede ve kim olduğu tespit edilemeyen gerçek kişi malikin hak ve menfaatlerinin de korunması sonucunu doğuracak şekilde mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı atanması kararının kaldırılması talebi ile açtığı davada yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, başvurma harcıyla maktu peşin harç ödenmedikçe, eldeki davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, talebin mahiyeti itibariyle harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır.

2.) Ayrıca, Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmiştir.

Kayyım atanması istemine ait davalar kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın gerekli araştırmayı yaparak karar vermek durumundadır. Tapu kayıtlarında kayyım ataması yapılan ...'nin soyadı bulunmazken, nüfus kayıtlarında ve mirasçılık belgesinde ... olarak yer almaktadır. O halde; tapu kaydı ve nüfus kaydında geçen kişilerin kimlik bilgilerinin farklılığı karşısında mahkemece tapuda isim tashihi davası açmak üzere süre verilmesi ve dava açıldığı takdirde sonucu beklenerek buna göre bir değerlendirme yapılarak toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.