8. Hukuk Dairesi         2015/21552 E.  ,  2018/11516 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 440 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin katı 2 adet işyeri, birinci normal katı bir adet mesken, ikinci katı normal katında bir adet mesken olmak üzere 4 bağımsız bölümden oluşan 20-25 yaşlarında brüt 350 m2 alan sahip binanın tamamının mülkiyetinin davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davaya konu taşınmazı muris ... ’nın yaptığını, binanın yapıldığı tarihte muris adına değirmen ve taşınmazlar olup ekonomik durumunun iyi olduğunu, davacının ise ev hanımı olup gelirinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davaya konu muhdesatın zemin katı ile zemin üzerindeki 2 katının muris ... ’nın sağlığında ve kadastro tespitinden sonra yapıldığı, zemin katta bulunan değirmeni de murisin işlettiği, davacının murisin gelini olduğu, murisin sağlığında gelini ve oğlu ile birlikte yaşayıp geçimlerini beraber temin ettikleri, muhdesatın üzerinde bulunduğu arzın daha önce tapu iptal ve tescil davasına konu olduğu ve o yargılama sırasında toplanan deliller ve alınan ifadeler de nazara alındığında, kök muris ... ...’nın sağlığında emekli maaşı aldığı, davacının eşi...’in ise balık sezonunda işçi olarak çalıştığı, ancak esas olarak gelirin, kök muris ... ...’nın taşınmazlarından temin edildiği, davacı ile eşi...’in ise ekonomik durumlarının çok iyi olmadığı, bu hale göre dava konusu muhdesatın zemin katı ile üzerindeki 2 katın kök muris ... ...’nın sağlığında ve onun nam ve hesabına yapıldığının kabulü gerekeceği, davacının eşi...’in katkısının ise babaya karşı ahlaki borç niteliği taşıdığı, ev hanımı olan davacı tarafından muhdesatın yaptırıldığına dair hiçbir beyan ve delile de ulaşılamadığı, kök muris ... ...’nın ölümü sonrasında inşa edilen katların bağımsız bir muhdesat niteliği olmadığı, iyileştirme gideri tespitinde davacının hukuki yarar olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesine göre; taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir. Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanundur. 33. maddesinde, kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiştir. 19. madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı kanunun 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir. Az yukarıda açıklanan hukuki olguların ışığı altında somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz hakkında taraflar arasında Ünye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/456 Esas sayılı dosyası ile derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, dava konusu 440 parsel sayılı taşınmaza ilişkin mahkemece 12.06.2014 tarihinde yapılan keşifte; dava konusu taşınmaz üzerinde zemin ve 3 katlı bina bulunduğunun gözlemlendiği, zemin ve ilk 2 katının 20-25 yıllık olduğu, dış cephesi sıvalı boyası yapılmamış olan 3.katının ise 1-2 yıllık olduğu belirtilmiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar teferruat niteliğindedir. Yine menkul mal niteliğindeki eşyaların da muhdesat olmadığı tartışmasızdır. Toplanan deliller, inşaat bilirkişi raporu ve eki fotoğraflar, tanık beyanları ve davalıların beyanlarından; davacının tespitini istediği ev niteliğindeki muhdesatın, zemin katının ve 2 katının kadastro tespitinden sonra taraflar murisi ... ... tarafından yapıldığı, 3.katın ise teferruat ya da mevcut yapıya yapılan iyileştirme gideri niteliğinde olmadığı, davalıların bu kata ilişkin mülkiyet iddiaları bulunmadığı ve tanık beyanlarından davacı tarafından yapıldığının sabit olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece 440 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin 3.katı yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu, kadastro tespitinden sonra ve davacı tarafından meydana getirildiği sabit olduğu belirlendiğinden, tespiti istenen muhdesatın üçüncü katı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, iyileştirme gideri olduğu kabul edilerek yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
24.04.2018 REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 3402 sayılı Kadastro Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.114/1 K3402 md.33 K6100 md.3 HMK md.106/2 K1086 md.428