1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2015/7930 E. , 2018/10183 K.
"İçtihat Metni".....
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.05.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile diğer temyiz eden davalı vekili Avukat Umut Sıdal geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Davacılar, 223 ada 70 parsel sayılı taşınmazdaki üç katlı kargir apartmanın 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerinin malikleri olduklarını, davalının ise aynı taşınmazda projesinde müştemilat olarak gösterilen ancak tapuda A ve B bağımsız bölümler olarak kaydedilen yerlerin maliki olduğunu, A ve B nolu bağımsız bölümlerin aslında ana binanın müştemilatı-eklentisi niteliğinde olduğunu, projesinde eklenti olarak gösterilmesine rağmen tapuya bağımsız bölüm olarak yolsuz şekilde tescil edildiklerini ileri sürerek, A ve B nolu nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile tasdikli projesine uygun olarak ana yapının müştemilatı olarak tescili ile elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, çekişme konusu taşınmazları hem tapu siciline hem de kat mülkiyeti ve yönetim planına güvenerek iyiniyetle iktisap ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Çekişme konusu 223 ada 70 parsel sayılı taşınmazdaki ev nitelikli A ve B nolu bağımsız bölümlerin davalı adına kayıtlı olduğu sabittir. Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. ./.. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi Asliye Hukuk Mahkemelerinin, 4. maddesi Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir.
Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin görev alanının düzenlendiği HMK 4/ç bendi “Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler” şeklindedir. Bu düzenlemeden Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olup olmadığı hususunda özel yasalara atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Ek 1. maddesi “Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözümlenir” hükmünü içermektedir. . Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden çekişmenin 634 sayılı Yasanın uygulanmasından kaynaklandığı açıktır. Bu durumda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun Ek.1 maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, uyuşmazlığın 634 sayılı Kanunun ek 1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Tarafların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 1.630.00.'ar-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.