2. Hukuk Dairesi 2018/1660 E. , 2018/4251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından lehine hükmedilen nafakaların ve tazminatların miktarı ile tedbir nafakasının karar tarihinden itibaren hükmedilmesi ve ziynet alacağı davasında karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, nafakalar ve ziynet alacağı davasının kabul edilen kısmı ile vekalet ücretleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı -karşı davalı kadın yararına takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
4.Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde nafaka talebinde bulunmuş, mahkemece kadın yararına karar tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Davacı-karşı davalı kadın yararına istem tarihi olan dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde tedbir nafakasına karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
5.Mahkemece 12.06.2014 tarihli karar ile davacı-karşı davacı kadın yararına davasını vekil ile takip ettiği için 1.500,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmiş ve bu yön temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Kusur belirlemesi, davacı-karşı davalı kadının tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası ve ziynet alacağı davası yönünden hüküm bozulmuş ve mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu verilen kararda, davacı-karşı davalı kadın lehine asıl boşanma davası yönünden yeniden maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. O halde bozmadan önce (asıl boşanma davasında kadın lehine) verilen ve kesinleşen vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
6.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5. maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur (HUMK m. 381/2).
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Mahkemece 12.06.2014 tarihli ziynet alacağı davasına ilişkin kurulan hüküm Dairemizin 27.04.2016 tarih ve 2016/7810 esas - 2016/8548 karar sayılı ilamı ile "kabul edilen ziynet eşyalarının ağırlıklarının hükümde gösterilmediği" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece yine ziynet eşyalarının ağırlıklarının hükümde gösterilmediği, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, bozma ilamında gösterilen doğrultuda hüküm tesisi zorunludur. Hal böyle iken yazılı şekilde kabul edilen ziynet eşyalarının ağırlıklarının hükümde gösterilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.