8. Hukuk Dairesi
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı kadın adına edinilen araç ve iki taşınmaz yönünden mal rejiminin tasfiye edilerek davacının katılma ve değer artış payı alacağının tespit edilerek bu alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, harca esas değer 200.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının aracın evlilik öncesi davalı aracı ve birikimleri ile alındığı, hak iddia edilemeyeceği, ...'deki evlilik öncesi alınan evde davacının katkısının ve ödemeleri olduğu, değer artış payı 28.980.00 TL olduğu, evlilik içinde alınan Kartal'daki evle ilgili davacının katılma alacağı 109.079,45 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının değer artış payı alacağının 28.980,00 TL'si, katılım alacağının da 109.079.45 TL'si olmak üzere toplam 138.059,45TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir. Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler(TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasadan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK'nun 222 m). Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse, konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 26.07.2009 tarihinde evlenmiş, 16.03.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 20.03.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Tasfiyeye konu edilen taşınmazlardan 34 nolu mesken taraflar evlenmeden evvel 26.07.2006 tarihinde satış yolu ile tapuya tescil edildiği, bu taşınmaz alınırken kullanılan 60 ay vadeli konut kredisinin sadece 8 adet taksitinin evlilik birliği içinde ödendiği ve kredinin kapatıldığı, 36 nolu meskenin ise taraflar evli iken 15.08.2011 tarihinde bir kısmı peşin para bir kısmı ise 52 ay vadeli 180.000,00 TL konut kredisinden karşılanarak satış yoluyla tapuda tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının 34 nolu mesken yönünden 28.980,00 TL değer artış payı olduğu, 36 nolu meskenle ilgili davacının katılma alacağı 109.079,45 TL olduğu kabul edilmiş ise de bu belirlenen meblağların hangi hesaplama yöntemi ile belirlendiği tüm dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi gereği “hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilemez taleplerden her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” gerekir. Ne var ki Mahkemece, kurulan hükümde belirtilen rakam hakkında açıklayıcı gerekçede yazılmamıştır. Mahkemece, dosya tevdi edilen bilirkişilerce tanzim edilen 13.05.2015 tarihli raporda ise 36 nolu mesken yönünden 19.980,00 TL değer artış payı ve 96.119,45 TL katılma alacağı, 34 nolu meskenle ilgili 9.000,00 TL değer artış payı hesaplanmıştır. Bu nedenle; rapora itibar edilmediği anlaşılan ancak nasıl hesap edildiği gerekçede açıklanmaksızın, şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bundan ayrı dosya kapsamı hüküm kurmaya da elverişli değildir. Tasfiyeye konu edilen taşınmazlardan 36 nolu mesken alımında kişisel malı ile peşinat ödendiği davalı tarafça savunulmuştur. Dosyada mevcut hesap hareketleri incelendiğinde davalı kadın adına kayıtlı olan Yapı Kredi Bankası hesabından taşınmazın alımından bir hafta önce 08.08.2011 tarihinde mevduat bozdurularak ele geçen 55.945,00 TL paranın çekildiği anlaşılmakta ise de, bu para yönünden olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Konut kredisi için tarafların kabulünde olan evlilik birliği içinde yapılan ara ödemede dahil olmak üzere yapılan tüm ödemelerin tarihleri ve miktarları gösterecek şekilde kayıtlar da bankadan getirtilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle Yapı Kredi Bankası'ndan 36 nolu mesken yönünden çekilen konut kredisiyle ilgili ara ödemelerde dahil olmak üzere yapılan tüm ödemelerin miktarları ve tarihleri açıkca gösterecek şekilde kayıtlar getirilmelidir. Taşınmaz alımından evvel davalı kadının banka hesabından çekilen 55.945,00 TL paranın peşinat olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda karar verilmeli ve peşinat olarak kabul edilir ise bu paranın çekildiği hesaba davalı kadının annesi dava dışı ... tarafından da paralar yatırıldığına dikkat edilerek peşinatın bir kısmının kişisel mal olup olamayacağı hususu değerlendirilmelidir. Konut kredisi için ara ödemenin evlilik birliği içinde hangi tarihte ve ne kadar yapıldığı tespit edildikten sonra ve dosya kapsamına göre tarafların ara ödeme yönünden yaptıkları kişisel mal savunmaları konusunda bir karar verilmelidir. Mahkemece, 36 nolu mesken yönünden işaret edilen eksiklikler giderildikten sonra ve 34 nolu mesken yönünden (taşınmazın evlilik öncesi edinildiği, sadece bu taşınmaz alımında kullanılan 8 adet taksitin evlilik birliği içinde ödendiği gözetilip) dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii edilerek yukarıda izah edilen ilke ve esaslara uygun şekilde davacının katılma ve varsa değer artış payı alacağı konusunda rapor aldırılmalı ve oluşacak sonuç dairesinde usul ve kanuna uygun, davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığı sonlandıracak açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulmalıdır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın