9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2015/17653 E. , 2018/9867 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 2006 yılı Temmuz ayında davalıya ait işyerinde mağaza satış sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın 08.07.2012 tarihinde feshedildiğini, son ücretinin 2.500 TL olduğunu ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek; bakiye kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının müvekkiline ait işyerinde 17.08.2006-08.07.2012 tarihleri arasında satış elemanı olarak asgari ücret ile çalıştığını, iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiğini ve herhangi bir alacağı olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı satış sorumlusu olarak en son 2.500 TL ücret ile çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının satış elemanı olarak asgari ücret ile çalıştığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının en son net 2.500 TL ücret ile çalıştığı kabul edilerek, alacaklar hüküm altına alınmıştır. Dosya içerisinde yer alan belgeler incelendiğinde;
a)Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan, davacıya ait 2012 yılı Şubat ve Mart aylarına ilişkin bordrolarda, ücretin asgari ücretten tahakkuk ettirildiği ve davacı imzasını içerdikleri tespit edilmiştir.
b)Davacı tarafından sunulan ve dava dışı bir bankaya hitaben davalı işverence yazılan ücret yazısında, davacının iş akdinin feshinden yaklaşık 4 sene önceki ücretinin, net 2.500 TL olduğunun belirtildiği görülmüştür.
c)Emsal ücret araştırması yapılmış ve Sosyal İş Sendikası tarafından verilen cevapta davacının satış sorumlusu olarak alabileceği ücret miktarının net 3.000 TL olduğu ifade edilmiştir.
Davalı işverence, davacının sunduğu ücret yazısının kendi isteği üzerine verildiği ve bankadan kredi çekebilmesi için ücret miktarının olduğundan yüksek gösterildiği savunulmuştur. Muvazaalı bir işlemin taraflarının, bu işleme dayalı olarak hak talebinde bulunmayacağı açıktır. Söz konusu savunma ve özellikle ücret yazısının fesihten yaklaşık 4 yıl öncesine ait olmasına karşın, davacının iş akdinin feshedildiği tarihte aldığını iddia ettiği ücret miktarını içermesi dikkate alındığında, bu belgeye itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. ... dönem bordroları incelendiğinde ise, yapılan iş ve kıdem ayrımı olmaksızın, davalıya ait işyerinde çalışan 1 kişi hariç herkesin, asgari ücret ile çalıştığının kuruma bildirildiği görülmektedir. Davacının, davalıya ait işyerinde 5 yıldan fazla süredir çalıştığı saptanmıştır. Bu nedenlerle, bordrolardaki ücretin de gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıkmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı işçinin alabileceği ücretin yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında yerel mahkemece emsal ücret araştırması yapılmış ise de, bu araştırma yetersizdir. Çünkü, her şeyden önce davacı işçinin ne iş yaptığı mahkemece açıklığa kavuşturulmamıştır. Yukarıda belirtildiği üzere, davacı satış sorumlusu olarak çalıştığı iddiasında iken, davalı, davacının satış elemanı/temsilcisi olarak çalıştığını ve sektörde satış sorumlusunun satış müdürü olarak kullanıldığını savunmuştur.
Mahkemece, dosyadaki bilgi ve belgeler bir değerlendirmeye tabi tutularak; davacının yaptığı iş somut olarak tespit edilmeli ve meslekte geçirdiği süre, işyerindeki kıdemi, işyerinin özellikleri de belirtilmek sureti ile alabileceği ücret miktarının ne olabileceği ilgili oda ve meslek kuruluşları ile sendikalardan sorularak sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.05.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.