8. Hukuk Dairesi
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 20.328,00 TL asıl ve 3.201,21 TL işlemiş faiz alacağı üzerinden kaldırılmasına, davacının tahliye talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesinde “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalarının, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemesi koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.” hükmüne, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2.maddesinde; geçmişe etkili olma başlığı altında “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştirdikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 7.maddesinde ise görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığı altında "Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesi, görülmekte olan davalara da uygulanır." hükmü yer almaktadır. Türk Borçlar Kanununun kira artışına ilişkin 344.maddesindeki düzenleme kiracıları koruyucu nitelikte olup, kamu düzenine ilişkindir. Somut olayda; davacı alacaklı, 15/08/2007 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 31/07/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2010 yılı Ağustos ayı ila 2015 yılı Temmuz ayı arasına ait toplam 20.400,00 TL eksik kira ve 3.316,50 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile; kiralananın konut olarak lojman ihtiyacı nedeniyle kiralandığını, bugüne kadar kendilerine kira artışına yönelik herhangi bir ihtar yapılmadığını, uzayan dönemde gerekli kira artışlarının yapıldığını ve aylık kiranın net 1.285,00 TL olduğunu belirterek borca itiraz etmiştir. Takip dayanağı kira sözleşmesinin ilk sayfasına kiralanan şeyin cinsinin daire olduğu, ne için kullanılacağı kısmında işyeri amacına uygun kullanılacağının yazıldığı, hususi şartlar kısmının 3. bendinde ise kiracının kiralananı mesken ve ikametgah adresi olarak kullanacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Kira sözleşmesinin hususi şartlar 6. maddesinde kiracının kontrat bitiminde kira rayiç bedelini %10'dan az olmamak üzere TEFE+TÜFE/2 oranında artıracağı kabul edilmiştir. Davalı borçlu itirazında aylık kira miktarına açıkça itiraz etmiş olup aylık kira miktarını kiraya veren kanıtlamalıdır. 15.08.2010-15.08.2012 dönemleri için sözleşmedeki artış şartı tarafları bağlar. Ancak davalı kiralananın konut olarak kiralandığını ileri sürdüğüne, takip dayanağı kira sözleşmesinde ise kiralananın işyeri olarak mı yoksa konut olarak mı kiralandığı hususunda çelişki olması nedeniyle 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesinin taraflar arasında uygulanıp uygulanmayacağı, kira sözleşmesindeki artış şartının tarafları bağlayıp bağlamayacağı, 15.08.2012 tarihinden sonraki aylık kira miktarı alacaklı yönünden yargılamayı gerektirdiğinden 15.08.2012 tarihinden sonraki kira farkı alacakları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın