Esas No
E. 2018/9550
Karar No
K. 2018/13789
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2018/9550 E.  ,  2018/13789 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, ecrimisil talebinin ise kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalılar vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin ... İli, ... İlçesi, ... Beldesi 860 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın (Motel’in) 1/3 hissedarı olduğunu, davalılarca işletilen taşınmazın 1. katının daha önce müvekkiline verildiğini, kısa bir süre bir kata ilişkin para verildikten sonra beş yıldan beri para verilmediğini, müvekkilinin taşınmaza sokulmaması nedeniyle taşınmazı kullanamadığını belirterek davalıların elatmasının önlenmesine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, husumet ve esasa yönelik itirazlarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, “1-Davacının, davalılara karşı açmış olduğu meni müdahale davasının kabulüne, davalıların, ... İli, ... İlçesi, ... ... Beldesi, 2713 A pafta 860 parselde kayıtlı taşınmazın birinci katına vaki müdahalelerinin menine,

2.Davacının, davalı ...'ya karşı açmış olduğu ecrimisil davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 01/01/2009 ile 31/12/2009 tarihleri arasındaki dönem için 114,39 TL ecrimisilinin dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 01/01/2010 ile 31/12/2010 arasındaki dönem için 2.360,76 TL ecrimisilin dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 01/01/2011 ile 31/12/2011 arasındaki dönem için 4.776,75 TL ecrimisilin dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 01/01/2012 ile 31/12/2012 arasındaki dönem için 5.878,74 TL ecrimisilin dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 01/01/2013 ile 30/04/2014 arasındaki dönem için 479,16 TL ecrimisilin dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,

3.Davacının, davalı ...'ya karşı açmış olduğu ecrimisil davasının kısmen kabul kısmen reddine, 01/05/2013 ile 27/09/2013 tarihleri arasındaki dönem için 2.213,51 TL ecrimisilin dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ve davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen tazminat toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK). Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının kabulünde olup ihtilaf konusu olmayan 1. katın değeri ile hesaplanacak ecrimisil bedeli toplamı üzerinden harcın ikmali gerekirken, davacı vekilinin beyan ettiği 50.000 TL ve tespit edilen ecrimisil üzerinden hesaplanan harç ile davanın sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Bu durumda, mahkemece gerektiğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak hazır edilecek bilirkişilerden denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle taşınmazın 1. katının değerinin tespiti, bu değer üzerinden nispi peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir Kabule göre de; Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Ne var ki, somut olayda, mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Hükme esas alınan 24.10.2014 tarihli Mali Müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporu yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda denetime elverişli olmayıp davanın haksız eylem niteliği gereği davalı tarafların ticari defterlerinin tek başına delil olma özelliği de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, mahallinde keşif yapılarak bilirkişilerden yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde 1. kata ilişkin ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 06.06.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.