8. Hukuk Dairesi 2018/10380 E. , 2018/14370 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.03.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... bizzat ve karşı taraftan temyiz eden davacı vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde tarafların ortak birikimleri ile davalı erkek adına bir adet villa satın alındığını izah ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 300.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı asıl ..., dava konusu taşınmazı taraflar evlenmeden önce satın alındığı bu nedenle mal rejiminin tasfiyesine dahil edilemeyeceğini, davacının çalışmadığını, evlilik birliği içinde bedeli kendisi tarafından ödenerek davacıya araç ve taşınmaz aldığını ve bunların davacı tarafta kaldığını ileri sürerek davacı adına kayıtlı taşınmaz ve araca ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle edinilmiş malların katkı rejimi nedeniyle artık değer alacağı olan 227.150.00 TL'nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 sayılı TMK’nun 235/1. m). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK’nun 227/1 ve 235/1. m), sürüm(rayiç) değerleri (TMK’nun 232, 239/1. m) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Somut uyuşmazlık incelendiğinde; tasfiyeye konu edilen villa, mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle davalı erkek adına kayıtlı olup, gerekçeli karar yerinde aralık 2015 itibariyle 1.400.000,00 TL olan değerin üzerinden karar tarihi itibari ile üç ay geçmiş olduğundan ekonomik göstergelerdeki değişikliklerin büyük olmaması nedeni ile karar tarihi itibari ile güncelleştirme yoluna gidilmediği açıklanmış ise de hesap bilirkişi raporunda nisan 2015 tarihindeki 1.100.000,00 TL değer üzerinden hesaplama yapılmış olup, Mahkemece bu rapor hümke esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, mal rejimi sona erdiğinde mevcut olan taşınmazın tasfiye tarihi (bozma ile güncelliğini yitireceğinden bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değer üzerinden davacının katılma alacağı hesaplanmalıdır.
3.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır. İzah edilen ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, Mahkemece, tasfiyeye konu edilen villa yönünden, evlilik öncesi alındığı ancak kredi borcunun altmış taksidinden elli dokuz taksidinin evlilik içinde ödendiği, bu villanın alındığı tarihteki eksper değerinin 564.250,00 TL olduğu konut alınırken 360.000,00 TL sinin peşinat olarak ödendiği, geri kalan 160.000,00 TL için kredi alındığı, kredinin altmış taksidinin, elli dokuzunun boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ödendiği ve toplam kredi ödemesinin 241.693,58 TL olduğu, kredinin evlilik içinde ödenen kısmının güncelleştirmek sureti ile 454.300,00 TL olduğu bu miktarın yarısı olan 227.150,00 TL'nın davacının artık değer alacağı olduğuna hükmedilmiş ise de; hükme esas alınan rapor incelendiğinde yapılan hesaplama yönteminin dosya kapsamı ile örtüşmediği ve hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar 18.10.2006 tarihinde evlenmiş olup, tasfiyeye konu edilen taşınmaz evlilik öncesi 24.08.2006 tarihinde davalı adına tapuda tescil edilmiştir. Hesaplamada, taşınmazın eksper değeri üzerinden ve evlilik birliği içinde ödenen 59 adet taksitten yola çıkılarak davacının katılma alacağı belirlenmiştir. Ne var ki dosya kapsamından anlaşıldığı ve Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere meskenin evlilik öncesi 520.000,00 TL'ye satın alındığı ve bu paranın sadece 160.000,00 TL'sinin davalı adına çekilen konut kredisi ile geri kalan 360.000,00 TL'nin peşin karşılandığı sabittir. Oranlamaların banka eksper değeri 564.250,00 TL üzerinden yapılması hatalı olmuştur. Bundan ayrı; taşınmaz alınırken çekilen konut kredisinin 60 ay vadeli olduğu ve bunun 59 taksitinin evlilik birliği içinde ödendiği kabul edilmiştir. Dosya içindeki ... yazısı ve ekleri incelendiğinde ise konut kredisinin vade bitimi 24.08.2011 olarak gözükmekte ise de; aynı evraklarda kredinin kapanma tarihinin 11.03.2014 olduğu ve yine söz konusu evraklara göre 1 taksit taraflar evlenmeden önce, 63 taksit evlilik birliği içinde, 20 taksitin ise mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi 11.04.2012'den sonra ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle tereddüt hasıl olduğundan konut kredisi ile ilgili evlilik öncesi-devamı ve boşanma davasından sonra yapılan ödemeler ile kredide yapılandırma olup olmadığı hususları ilgili bankaya sorularak netleştirilmeli, tasfiyeye konu edilen villanın 520.000,00 TL'ye satın alındığı, bu bedelin 160.000,00 TL'sinin banka kredisi olduğu dikkate alınarak yukarıda izah edilen Daire'nin yerleşmiş ilke ve esaslarına uygun şekilde gerekli oranlanmalar, TMK 230. maddesi uyarınca denkleştirmeler yapılmalı ve sonucuna göre davacının katılma alacağı belirlenmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, tarafların diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,
taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.