8. Hukuk Dairesi
Davacı, kayden maliki olduğu 236 parsel sayılı taşınmazına davalılar tarafından müdahalede bulunulduğunu ileri sürerek davalıların müdahalelerinin menine karar verilmesini istemiştir. Davalılar savunmada bulunmamışlardır. Mahkemece, davanın kabulü ile davalılar tarafından davacıya ait olan ve fen bilirkişi ...'ın 25.09.2014 tarihli raporuna ekli krokide A harfi belirtilen 293,46 m2'lik kısıma yapılan müdahalenin menine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; dava konusu 236 parsel sayılı taşınmazın 8400 m2 yüzölçümünde ve tarla vasfı ile 17.07.2012 tarihinde yapılan satış nedeniyle tam hisse halinde davacı ... adına kayıtlı olduğu, 19.09.2014 tarihinde mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında; taşınmazın kenarından geçen yolun buğday pazarının açılmasından sonra genişletildiğinin beyan edildiği, keşife katılan fen bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmaza el atıldığı iddia edilen kısmın A harfi ile gösterilen 293,46 m2 yüzölçümündeki alan olduğunun belirtildiği görülmüştür. Her ne kadar Mahkemece, dava konusu 236 parsel sayılı taşınmaza el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne karar verilmişse de, dava konusu taşınmaza yol yapmak suretiyle müdahale eden kişilerin davalılar olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmamıştır. Bilindiği üzere; elatma olgusu haksız bir eylem olup, T.M.K.’nın 683. maddesi hükmünden kaynaklanan elatmanın önlenmesi davaları haksız fiil kimin tarafından gerçekleştirilmiş ise, ona karşı açılacağı, başka bir ifade ile husumetin HUMK’nun 38. maddesi hükmü uyarınca eylemi yapan kişiye yöneltilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, davacı taraf dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış, ancak isimlerini bildirmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile dava konusu taşınmaza davalı tarafından el atıldığı hususunun davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Hâl böyle olunca, 6100 sayılı HMK'nın 140/5. maddesi gereğince davacıya tanık isimlerini bildirmesi için süre verilmesi, bildirdiği takdirde mahallinde yeniden keşif yapılarak tanıklara, dava konusu taşınmazın kim ya da kimler tarafından ne şekilde tasarruf edildiğinin sorulması, müdahalenin kim tarafından yapıldığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahalli bilirkişi sıfatıyla keşif mahallinde re'sen dinlenilen kişilerin beyanlarına itibar edilerek eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın