8. Hukuk Dairesi 2013/8082 E. , 2013/13874 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki boşanmadan sonra açılan katı payı davasının reddine dair ...
4.Aile Mahkemesi'nden verilen 21.01.2013 gün ve 39/36 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunananın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili, evlilik birliği içinden eşinin hiçbir maddi katkısı olmaksızın dava konusu ...taki 2 numaralı dubleks mesken ile ...’de 12 numaralı meskenin edinildiğini, davalının evlilik birliği içinde hiç çalışmadığını ve gelir elde etmediğini ancak taşınmazların davalı adına kaydedildiğini açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL. katkı payı alacağının davalıdan tahsilini istemiş, harcını da yatırdığı 17.04.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 161.500 TL'ye yükseltmiş, ayrıca faiz talebinde de bulunmuştur. Birleşen dosyaya karşı verdiği cevabında, ...’nin hiçbir katkı ve çalışmasını kanıtlayamadığını açıklamış, zamanaşımı itirazından da bahsederek birleşen davanın reddini savunmuştur.Davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili, davacının muhasebeci olup 10 yıl işleri çok iyi iken şu an gelirinin birden düşmesinin muhasebecilik mesleğinin doğasına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ...’nin ise baba mesleği kuaförlük mesleği yanında, sigortalı ve sigortasız işlerde çalıştığı, tüm çalışmasını ev kadınlığından kalan zamanını davacının bürosunda sekreterya işlerinde kullandığını, temizlik ve çay servisi bile yaptığını, birlikte kurdukları şirkette müdür olarak görev aldığını, bu çalışmalar için elde etmesi gereken geliri davacının kooperatif ödemelerinde kullandığını, davacının maliki olduğu ve boşanma davası sırasında sattığı ...’da bulunan çiftlik evi ile ...deki 26 nolu dairenin, davalının mirastan gelen ve annesinin aktardığı para ile, diğer 12 numaralı dairenin ise miras taksimi ile davalının kardeşi ...’ndan iktisap edildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Birleşen dosyada açtığı davada ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken alındığı ve edinilmiş mal olduğu iddia edilen ... 118 ada 1 parseldeki dubleks mesken açısından TMK’nun 236.m. hükmünce takas/mahsup şartları da değerlendirilerek bu davanın ... 4.Aile Mahkemesi'nin 2006/39 esas sayılı katkı payı tazminatı davası ile birleştirilmesine, TMK’nun 237.m. hükmüne göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 15.000 TL. katılım payı alacağının tasfiye tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, asıl dosyada davacı ...’in, birleşen dosyada ise davacı ...’nin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 24.03.1988 tarihinde evlenmiş, 26.05.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 31.01.2006 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. (TMK.nun 225/2 m). MK'nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (MK'nun 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler (4722 s.yür.k.m.10).Mahkemece, asıl dosyada tarafların her ikisinin de çalıştığı kabul edilmiş ancak davalı ...’nin katkısı olmamakla birlikte davacının, taşınmazları davalı adına tapuya kaydettirmesinin bağış niteliğinde olduğu kabul edilerek asıl dosyada ...’in davasının reddine karar verilmiştir. Birleşen dosyada ...’nin davası da reddedilmiş ise de birleşen dosyadaki red kararı temyiz edilmemiştir. ...’in vekilinin temyiz isteği asıl dosyadaki red kararına yöneliktir. Asıl dosyadaki dava konusu ...’ta 7424 ada 1 parseldeki 2 numaralı dubleks mesken 19.01.2000 tarihinde kooperatif yolu ile ferdileşme nedeni ile 19.01.2000, diğer ...’de 25393 ada 1 parselde 12 numaralı mesken ise yine kooperatiften ferdileşme yolu ile 22.12.2010 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edilmişlerdir. Her iki taşınmaz bakımından da davacı ...’in talebi katkı payı alacağına ilişkindir.Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin, boşanma dosyasında 08.07.2005 tarihli dilekçesinde yazılı “… müvekkilim ... köyünde ... Yapı Kooperatifinde bulunan yazlığın tüm ödemelerini, kura çekimlerini ve kooperatif üyelik işlemlerini kendi yaptırmasına karşılık davalı ...’nin de üzerine kayıtlı bir malı bulunsun diyerek tapu kaydını eşi üzerine yapmıştır” şeklindeki beyanı dışında bağışı çağrıştıracak başka bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmadığına, bu beyanın da bağış anlamına gelmediğine, tanık beyanlarında da ...’in yaptığı işe karşılık çalışması karşılığı verildiği açıklanan iki adet meskenin ...’ye bağışlandığına dair bir beyan veya bağış anlamına gelebilecek bir ifade bulunmadığına, ailede eşlerin birbirlerine olan karşılıklı güvenleri esas olduğuna göre dava konusu meskenler için ... tarafından yapılan ödemelerin ...’ye bağışlandığının kabul edilmesi doğru değildir. Karşılıklı güven; gerek örf ve adet, aile bütünlüğü kavramı ve gerekse olağan yaşam koşulları gereği eşin birinin diğerine para intikal ettirmek suretiyle mal edinilmeleri mümkündür. Bunda bağış iradesi ve kastının olduğu sonucuna varmak oldukça güçtür. Bu durumda iki adet meskenin edinilmesinde davacı ...’in çalışarak elde ettiği gelirle katkıda bulunduğu, ... adına taşınmazların tapuya tescil edilmiş olmasında bağış kastının olmadığı kabul edilmelidir. Esasen ...’in taşınmazların edinilmesindeki katkısı Mahkemenin de kabulündedir.Bu durumda mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu bu dönemde ...’nin de katkıda bulunabileceği bir gelirinin olup olmadığı önem kazanmaktadır. Dosyada davalı ...’nin gerek kuaförlük yaptığı gerek muhasebe bürosunda çalıştığına yönelik tanık beyanları, sigortalı olarak kısmen de olsa çalışmasını gösteren sigorta hizmet cetveli, kurulmuş olan şirkette ...’nin az payı olmakla birlikte ortak gözüküyor olması ve tüm dosya kapsamına göre davalı ...’nin taşınmazların edinildiği dönemde çalıştığının ve az da olsa bir gelir elde ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durumda her iki tarafın da çalışarak gelir elde ettiğinin anlaşılması, ortada bağış da olmaması nedeniyle taraf gelirleri dikkate alınarak iki tarafın gelirlerinden tasarruf edebilecekleri miktarlar, 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi de gözönünde bulundurularak Mehmet’in katkı payı oranı ve alacağının tesbiti gerekmekte ise de taraf gelirlerinin tam olarak belirlenememesinden dolayı tazminatın hakiki miktarının tayininin mümkün olmadığı ve TMK'nun 5. maddesi nazara alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 50 ve 51. (818 sayılı Borçlar Kanunu m. 42, 43) maddeleri ile hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri uyarınca halin mutat cereyanına ve tarafların mali durumlarına göre davacı ...’e ödenecek tazminat miktarının adalete tevfikan tayin edilmesi gerekir. Mahkemece bu şekilde katkı payı alacağı ile ilgili bir değerlendirme yapılması, işin esasına ilişkin açıklanan usul ve yöntem doğrultusunda tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek Mehmet lehine katkı payı alacağı tayin edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu bağıştan hareketle yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin asıl dosyada dava konusu iki adet meskenle ilgili temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ...'e iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.