8. Hukuk Dairesi

Davacı vekili, satın alma ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 178 ada 14 parselin 42 m2 bölümüne ilişkin bir kısım davalı üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini; bu talepleri kabul edilmediği takdirde ödenen bedelin dava tarihi itibariyle karşılığının tespiti ile ödeme tarihi 28.02.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde bedele ilişkin istek 300 TL olarak gösterilmiş, 07.10.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle 10.352 TL'ye hükmedilmesi talep edilmiştir.Davalı ... ve ... vekili, davacı ile davalı önceki malik ...arasında yapılan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını, geçersiz bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, satış işleminin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescile ilişkin davanın reddine, bedele ilişkin davanın kabulüne10.352 TL'nin davalı ...'dan 28.02.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Hükmün redde ilişkin bölümü davacı vekili, kabule ilişkin bölümü davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu 178 ada 14 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfı ve 6550 m2 yüzölçümüyle satın alma suretiyle 21.11.1991 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazın 1282 m2'lik bölümü imara alınarak peşi sıra uygulamalarla son olarak imara giren kısım 315 ada 2 parsel numarasıyla, benzin istasyonu, tamirhane, 3 dükkan, idari bina ve arsası vasfıyla ve 1068 m2 yüzölçümüyle 26.08.2009 tarihinde davalı ... adına tescil olmuş; tapuda yapılan satışla 02.09.2009 tarihinde ½'şer paylarla davalı ... ve ...’a devredilmiştir. Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın 42 m2 bölümünü ... Noterliği'nin 28.02.2001 tarihli düzenleme şeklinde satış sözleşmesiyle davalı ...’dan satın ve devraldığını, bedeli ödediğini, üzerine tamirhane olarak işlettiği dükkanı yaptığını ve zilyet olduğunu, satıcının danışıklı olarak taşınmazı oğulları olan diğer davalılara devrettiğini bildirerek tapu kaydının kısmen iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmaz iddiaya konu satış tarihi itibariyle tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın haricen (resmi şekilde yapılmayan) satışı Türk Medeni Kanunu'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ( 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 213) , Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60.maddeleri gereğince geçersizdir. Bu tür taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik de hukuken bir değer taşımadığından, haricen satın ve devralan kişiye tapu kaydının iptali ve adına tescili yönünde bir hak bahşetmez. Bu bakımdan, kural olarak kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmeleri de mümkün değildir. Davacı vekilinin hükmün tapu iptali ve tescile ilişkin bölümüne dair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan tapu iptali ve tescile ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA.Davalılar vekilinin geçersiz satış sözleşmesine konu olan bedelin tahsiline yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacının tapu dışı yolla satın aldığı taşınmaz bölümü için 300.(000.000) TL ödediği yukarıda tarihi yazılı noterde yapılan satış sözleşmesinde belirtilmiştir. Ekim 1940 tarih ve 10/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir. Mahkemece davacının harici satış nedeniyle ödediği bildirilen bedelin karşılığının hesaplanması için dosya uzman bilirkişiye tevdii edilmiş, davacının ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücü denkleştirici adalet ilkeleri gereğince hesaplatılmıştır.Ne var ki, mahkemece dava dilekçesiyle harçlandırılan bedel isteği ile ıslahla arttırılan kısım nazara alınmadan kademeli olarak dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, faiz başlangıcının satış sözleşmesinin yapıldığı tarih olarak alınması doğru olmamıştır. Davalılar vekilinin davalı ... ve Mehmet’e ilişkin dava redle sonuçlandığından adı geçen davalılar yönünden hükmün esasına ilişkin temyizinde hukuki yararı bulunmadığı gibi sair temyiz itirazları da yerinde değilse de, davalı ... bakımından açıklanan nedene ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün bedele ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, yine 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, 172,40 TL peşin harcın istek halinde davalılara iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap