8. Hukuk Dairesi
Davacı vekili, kadastro çalışmalarında dava konusu 125 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit ve tescil edildiğini, oysa bu yerin 25 yılı aşkın bir süreden beri müvekkilinin zilyetliği altında olduğunu, vekil edeninin bu yere bina yapmak üzere taş döktürdüğünü, ancak ekonomik sebeplerle binanın yapılmadığını, taşınmaza ceviz fidanlarının dikildiğini açıklayarak ... adına olan kaydın iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., davacı yararına imar, ihya ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediğini, ayrıca temel açmak, ev yapmak gibi faaliyetlerin tek başına zilyetlikle iktisap için yeterli olmadığını ve nizalı yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne, dava konusu 125 ada 9 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde ... vekili tarafından, dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir. Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 125 ada 9 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı fotokopisi getirilmiştir. Bu yer, 783.04 m2 olarak, arsa niteliğiyle, belgesizden, 21.06.2004 tarihinde, tam mülkiyet üzere, ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 20.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen ... uhdesindedir. Mahallinde 29.05.2012 tarihinde keşif yapılmıştır. 1947, 1952 ve 1955 doğumlu yerel bilirkişiler; dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu, bu kişinin 20-25 sene önce bu yere ev yapmak amacıyla temel açtırıp, taş döktürdüğünü söylemişlerdir. Tespit bilirkişileri dinlenmiştir. Taşınmazı bildiğini, tutanaktaki imzanın kendisine ait olduğunu, nevar ki, okumadan imzaladığını, dava konusu yeri davacının 20-25 yıl önce temel açtırarak ve taş dökerek sahiplendiğini söylemiştir. Dinlenen davacı tanıkları da aynı mealde açıklamada bulunmuşlardır. Keşifte görevli fen memuru kroki ve raporunu dosyaya sunmuştur. Ayrıca inşaat bilirkişisi ile ziraatçi bilirkişi de raporlarını sunmuşlardır. Ziraatçi bilirkişinin 18.06.2012 havale tarihli raporunda özetle; taşınmazın % 5’lik eğime sahip olduğunu, toprak profilinin 20-25 cm arasında bulunduğunu ve toprak yapısı incelendiğinde, organik maddece oldukça fakir ve taşlık oranının yüksek düzeyde olduğu, taşınmaz üzerinde 1-2 yaşlarında iki adet, 4-5 yaşlarında üç adet, 6-7 yaşında bir adet ceviz fidanı ile bir yaşında bir adet fındık fidanının ekili olduğu, netice olarak taşınmazın tarla, bağ, bahçe vs. şekilde tarımsal vasıtayla ekonomik olarak girdi sağlayacak amaçlı kullanılmadığı açıklanmıştır. Rapor ekinde fotoğrafları dosyaya sunmuştur. İnşaat mühendisi ise taşınmazın meyilli bir arazi yapısına sahip olduğunu, iş makinesi ile reglajı yapılarak düzeltildiğini, bina temelinde veya arazinin sekilemesinde kullanılmak üzere dört traktör römorkü taş döküldüğünü, taşınmazın zemin yapısının say ve kayalık olduğunu, söz konusu temelin iş makinesinin yaklaşık beş saatlik çalışmasıyla açılmasının mümkün olduğunu rapor etmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve Mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, ... adına kadastro yoluyla tescil edilen taşınmazın iş makinesi kullanılarak bina temeli açılması, traktörle başka yerden taş getirtilerek bu yere dökülmesi ve keşif tarihi itibariyle yukarıda cins ve yaşları yazılı olan meyve fidanlarının ekilmesi nedeniyle çekişmeli yerde imar-ihya işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmışsa söz konusu faaliyetler nedeniyle böyle bir yerin zilyetlikle iktisabının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak; imar ve ihyadan maksat, para ve emek sarf edilerek insan gücüyle çalılık, taşlık, bor vs nitelikteki bir taşınmazın, tarıma elverişli hale getirilmesidir. Böyle bir yerde öncelikle imar ve ihyanın tamamlanması bundan sonra en az 20 yıl süreyle aralıksız ve çekişmesiz zilyetlik süresinin tamamlanması gerekir. Öte yandan, Dairenin ve Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, iş makinesi veya insan gücüyle temel kazmak, traktörle başka yerden getirtilen taşları dökmek, imar ihya sayılmadığı gibi zilyetlikle iktisap için yeterli faaliyet değildir. Kaldı ki, başlı başına ev yapmak, ağıl yapmakda zilyetlikle iktisaba elverişli sebep sayılmamaktadır. Keşifte görevlendirilen ziraatçi bilirkişi raporunun kapsamı dikkate alındığında, bilimsel verilere uygun söz konusu rapor göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, taktiri delil niteliğindeki mahalli bilirkişi ve tanık sözleriyle yetinilerek yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan sebeplerle yerindedir. Kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın