8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/2042 E. , 2013/6497 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ve ... ile Hazine, ..., ..., ... ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.10.2011 gün ve 49/1034 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacılar vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayanarak tapulama çalışmalarında taşlık ve kayalık olarak tescil harici bırakılan yaklaşık 80 dönüm taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili ve dahili davalı... vekili ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... temsilcisi, yöntemine uygun biçimde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edildiği halde, yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamından sonra yapılan yargılama neticesinde, davacılar yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, "... fen bilirkişisinin 07.06.2011 havale tarihli krokisinde A harfi ile gösterdiği güneyi Elazığ-... karayolu, batısı Devegeçidi çayı, kuzeyi ve doğusu tespit harici taşlık alanla çevrili 79.803,58 m2'lik alanın sulu tarla vasfı ile köyün müteselsil son parsel numarası verilerek davacılar adına mütasabiyen tapuya kayıt ve tesciline." karar verilmiştir.
Hüküm davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın 1964 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 766 sayılı Kanun'un 2.maddesi kapsamında taşlık ve kayalık olarak tescil dışı bırakıldığı belirlenmiştir. Böyle bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için 4721 sayılı TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşmesi gerekir. Kural olarak kayalık bir yerin imar ihya ile zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir.Taşlık niteliğindeki yerlerde ise öncelikle imar- ihyanın tamamlanmış olması şartı aranır. İmar-ihyadan maksat ise, taşınmazın para ve emek sarf edilerek tarım toprağı haline getirilmesidir. Ancak iş makinasıyla yapılan işlemler imar-ihya sayılmaz. Kaldı ki, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nda imar-ihya yoluyla taşınmazın kazanılması düzenlenmemiş, iken 09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunun'da imar-ihya suretiylede taşınmaz mal tesciline olanak tanınmıştır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olaya gelince, 07.06.2011 havale tarihli teknik bilirkişinin krokili raporuna göre, dava konusu yerin kuzey ve kuzey batı yönünde Devegeçidi Çayı bulunmaktadır. Kural olarak dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Bilindiği üzere aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılmaları olanaklıdır. Ne var ki, dava konusu taşınmazın anılan bu çay yatağından kazanılıp kazanılmadığı ve çayın etki alanında kalıp kalmadığı jeolog bilirkişi marifetiyle araştırılmamıştır. Ayrıca talep konusu taşınmazın batı yönünde yer alan Elazığ-... Karayolu'na ait kamulaştırma haritası yöntemine uygun şekilde uygulanarak, nizalı yerin kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmemiştir. Yine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 17 ve 18. maddelerine göre, davacılara kamulaştırma sırasında bedel ödenip ödenmediği, hükmen tescil kararı verilip verilmediği Karayolları Bölge Müdürlüğü'nden sorulmamıştır.
Öte yandan, temyiz incelemesine esas olmak üzere; davacıların UYAP sitesinden temin edilen nüfus kayıt örnekleri kapsamından, doğum tarihleri ve evlenerek başka şehir ve ilçeye gitmeleri göz önüne alındığında, dinlenilen tanıklarca, dava konusu taşınmazın bizzat davacılar veya kiracıları tarafından kullandığı açıklanmadığına göre, davacıların nizalı taşınmazlardaki zilyetlik durumlarının aralıksız devam edip etmediği konusunda tereddüt oluşmuştur. Bundan ayrı, dava konusu taşınmaz üzerinde imar-ihya faaliyetlerinin başlama ve tamamlanma tarihleri denetime olanak verecek biçimde belirlenmemiştir. Bu durumda, yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu taşınmazın niteliği, imar-ihya faaliyetlerinin başlama ve tamamlanma tarihleri ile, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetlik süresinin iktisap sağlayacak süre ve nitelikte olup olmadığı konusunda tereddüt oluşmuştur.
Bu kapsamda, az yukarıda belirtilen hususların tespiti bakımından, Mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda belirtilen dava konusu taşınmaza ait iki ayrı hava fotoğrafı getirtilerek araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Bu nedenlerle, eldeki davada sağlıklı bir yargıya ulaşmak için 2002 olan dava tarihine göre, 20-30 yıl öncesine ait (1972-1982), stereoskopik hava fotoğraflarının istenilmesi ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülebilmesi, taşınmazın sınırlarının açıkça belirlenebilmesi ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece, dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı’ndan, Elazığ-... Karayolu'na kamulaştırma haritasının ise Karayolları Bölge Müdürlüğü'nden sorularak getirtilmesi, yapılacak keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi (jeodezi ve fotoğrametri uzmanı harita mühendisi), stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin ne zaman kullanılmaya başlandığının, taşınmazın Elazığ-... Karayolu kamulaştırma alanı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesine çalışılması, Elazığ-... Karayolu kamulaştırma alanı kapsamında kalıyor ise, taşınmaza ilişkin kamulaştırma bedeli ödenip ödenmediğinin araştırılması, yine jeolog bilirkişi marifetiyle nizalı taşınmazın çay yatağı kapsamında kalıp kalmadığı, çay yatağından kazanılıp kazanılmadığı ve çayın etki alanında bulunup bulunmadığının denetime olanak verecek biçimde belirlenmesi, tanık ve yerel bilirkişi sözlerinin, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, imar-ihya çalışmalarının başlama ve tamamlanma tarihleri ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ve süresinin ayrı ayrı tespiti gerekmektedir. Bu açıklamalar kapsamında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine ve dahili davalı ... vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazine'den harç alınmasına mahal olmadığına 6001 sayılı ...'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 12. maddesine göre; davalı ...'nden harç alınmasına yer olmadığına
02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.