14. Hukuk Dairesi

Dava, çeke dayalı icra takibinden dolayı menfi tespit davasıdır. Davacılar, dava konusu 30.06.0215 tarihli çekte cirolarının olduğunu, çek bedelinin keşideci tarafından haricen ödenmesi üzerine cirolarını iptal etmeden keşideciye iade ettiklerini, bu haliyle çeki teslim alan keşidecinin çekin keşide tarihini 30.09.2015 olarak değiştirerek çeki yeniden tedavüle soktuğunu ve borcuna mahsuben davalıya verdiğini iddia etmiş, davalı çekin ciro yoluyla edindiğini, çekteki geçerli cirolardan dolayı davacıların sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu keşidecisi ... – ... İnşaat olan, 30.06.2015 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekin keşide tarihinin 30.09.2015 olarak değiştirilerek paraf edilmiş olduğu, çekte sırasıyla ...Metal – ..., ... İnşaat ... Ltd.Şti. cirosunun yer aldığı, ... İnşaat ... Ltd.Şti.’nin cirosunun sağ yanında “Bolu Şubesi emrine ödeyiniz” kaydının bulunduğu görülmüş ise de bu kaydın üzerinde imzanın olmadığı görülmüştür. Bu durumda davacı... İnşaat...Ltd Şti’nin cirosunun beyaz ciro olduğunun ve buna göre, düzgün ciro silsilesi ile çeki edinen davalı şirketin çekin yetkili ve meşru hamili olduğunun kabulü gerekir. Aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi yerinde görülmediği gibi düzgün ciro silsilesine göre hamil olan davalı şirketin kötü niyeti kanıtlanamadığından davalı şirket hakkında davanın kabulü doğru değildir. Diğer taraftan dahili davalı müessesesi hukuk usulünde yer almadığı ve davalı şirket ile bu şahıs arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı halde hakkında dava açılmayan ...’un usulsüz olarak davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunması da doğru görülmemiştir. ... hakkında, ilk derece mahkemesince dahili davalı olarak hüküm kurulmasının hukuki dayanağı yoktur. Bu kişi aleyhinde usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından ve bu husus kamu düzenine ilişkin bulunduğundan resen dikkate alınmış, ilk derece mahkemesinin ... hakkında verdiği karar kaldırılmış, hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine ve şartları oluştuğundan davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap