8. Hukuk Dairesi 2012/13133 E. , 2013/12239 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile müşterekleri ve davalı ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 11.07.2012 gün ve 252/115 sayılı hüküm ile 07.08.2012 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak 845 ve 846 parsellerin tapu kaydının iptaliyle mirasçılık belgesindeki payları oranında ... Karadağ mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanağının 12.03.1979 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarı ile 3402 sayılı Kanunun 12/3.maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin talebi üzerine, 07.08.2012 tarihli ek kararda davalı yargılama oturumlarında vekille temsil olunduğundan tarifeye göre belirlenen 1.200 TL. avukatlık ücretinin davacı taraftan alınmasına karar verilmiş hükmün esası ile ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu 845 ve 846 parseller, 12.03.1979 tarihinde kadastro yoluyla ... ve... adına tespit ve tescil edilmiş, 18.11.2011 tarihinde satış yoluyla davalı ...’a devredilmiştir. Dava; kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu parsellere ait tutanaklar 12.03.1979 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 22.12.2011 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aşağıda gösterilen dışındaki temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle reddiyle buna ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA, Davacı vekilinin ek karara ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davalı vekilinin 02.08.2012 tarihli dilekçeyle başvurması üzerine, 07.08.2012 tarih 2011/252 esas 2012/115 karar sayılı ek kararla eksikliğin düzeltmeyi gerektiren bir durum olduğu görüşünden hareketle talebin kabulü ile davalı taraf lehine tarife uyarınca 1200 TL maktu vekalet ücretinin davacı taraftan alınmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, HUMK'nun 382 ve devamı maddeleri ve HMK'nun 294 ve devamı maddeleri uyarınca asıl davada karar verip dosyadan elini çeken yerel mahkeme hâkimlerinin daha sonra tarafların talepleri veçhile usulden ve esastan ek karar verme görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, tavzih talepleri ya da maddi hatanın düzeltilmesi talepleri olduğu taktirde hükmün esasını etkilememek koşuluyla HUMK'nun 455 ve 459 ile HMK'nun 305-304. maddeleri gereğince bu talepler hakkında bir karar verme olanağı bulunmaktadır. Bir başka anlatımla; somut olayda, mahalli mahkemenin 07.08.2012 tarihli kararı yok hükmündedir. Bu konudaki olumlu ya da olumsuz kararı verme yetkisi asıl dosyada temyiz incelemesi yapacak olan Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine aittir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle tarihi açıklanan ek kararın 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4.(HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.