8. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil, tazminat
... aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının reddine dair ...
1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.05.2012 gün ve 515/296 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ...ve vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı ... ... ve vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... (ölümü ile mirasçı kızı Brigitte) vekili, evlilik içinde parası davacı tarafından ödenerek alınan 4 ada 10 parselin 2000/27350 payının tapusunun davalı üzerine yapıldığını, taşınmaz üzerine bir de villa inşa ettirildiğini, davacının davalıya göre oldukça yüksek geliri olduğunu, taşınmaz alımı ve villa inşaatında kullanılmak üzere Kanada’daki banka hesabından para transferi yanında bir yat ve iki taşınmazının da satılarak elde edilen bedellerin taşınmaz için harcandığını, tapuya tescil sırasında davalının, davacının henüz Türk vatandaşı olmaması sebebiyle vatandaşlığa geçer geçmez üzerine devredeceğini söyleyerek oluşturduğu güven ile davacıyı kandırdığını, tapuyu üzerine alınca da kaçarak ...'ya yerleştiğini, davacının katkısının ortada olduğunu açıklayarak 4 ada 10 parselde davalı adına 2000/27350 paya ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mahkeme aksi kanaatte ise, taşınmaz alımı ve üzerine yapılan villa inşaası ile ilgili parasal katkıları dikkate alınarak müspet ve menfi zararları da içeren tazminattan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, 1996 yılında yapılan işlemle ilgili hile iddiası bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, Türkiye’de yabancıların taşınmaz edinemeyecekleri sözünün söylenmesi halinde dahi hile sayılamayacağını, davacının bilgili ve deneyimli olmasından bunun anlaşılabileceğini, davacının emlak işlerinden anladığını, Kanada’da mal birliği rejimi uygulandığı için davacının davalıdan kızına vekaletname vermesini istediğini ve davalının da bunu kabul ettiğini, davalının ...’de yaklaşık 250.000 dolar değerindeki evinin bu vekaletname ile davacı ve kızı üzerine geçirildiğini, bunu bilen davacının hile iddiasının inandırıcı olmadığını, katkı payı yönünden ise, tarafların henüz evli olduklarını, böyle olmasa bile taşınmazın davacı tarafından davalıya bağışlandığını, davacının Kanada’daki taşınmazları ve parası üzerinde davalının da hakkı olduğundan davalının bu payına karşılık davacı tarafın dava konusu taşınmazı davalıya hibe ettiğini, kendilerince bir denkleştirme yapılmaya çalışıldığını, bağışlamanın diğer sebebinin de davalının mükemmel bir eş olmasından kaynaklandığını, davacının kanser hastalığının teşhisi ve tedavisinde davalının bir hemşire gibi davacı ile ilgilendiğini, davacının minnettarlığının karşılığı olarak bu bağışı yaptığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, tapu iptali ve tescil talebi ile katkı payı alacağı ve tazminat talebinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 31.03.1995 tarihinde evlenmişler, davacı ... vatandaşı iken evlenme sonrasında Türk vatandaşlığına geçmiş ve ... ismini almış olup, davalı ise Türk vatandaşıdır. Davacı ... (Hayri) tarafından 17.07.2004 tarihinde açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda ... 2.Aile Mahkemesi'nin 29.06.2005 tarih 2004/996 Esas 2005/628 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm Yargıtay incelemesinden de geçerek 2006 yılında kesinleşmiştir. Daha sonra 06.09.2006 tarihinde yine... (Hayri) tarafından açılan boşanma davası ... 3.Aile Mahkemesinin 08.03.2007 tarih 2006/865 Esas 2007/220 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiş ve bu hükümde Yargıtay tarafından onanarak 2008 yılında kesinleşmiştir. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre ...(Hayri) yargılama devam ederken 24.05.2008 tarihinde ölmüş geride mirasçı olarak ilk evliliğinden olma kızı ...ile davalı ... Pelletier’i bırakmıştır. Mirasçılardan Brigitte, babası tarafından açılan davaya vekil tutarak devam etmiştir. Dava konusu 27350 m2 miktarında tarla vasfındaki Yanıklar köyü 4 ada 10 parselin 2000/27350 payı 02.12.1996 tarihinde taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli iken satın alınarak davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir.Taşınmaz üzerine inşa edilen ve tapuda kayıtlı bulunmayan ev ise 1997 ile 2001 yılları arasında tamamlanmıştır. Mahkemece, dava hile nedeniyle tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde katkı payı alacağının tahsili ve tazminat talebi olarak nitelendirilerek taleplerin tamamı ile ilgili redde karar verilmiştir. Davacının taleplerinden katkı payı alacağının görülebilmesi için taraflar arasındaki mal rejiminin sona ermesi gereklidir. (TMK’nun 225.m) Her ne kadar dava açıldığı sırada ... ile ... evli olup, aralarında Henri tarafından açılan boşanma davaları devam etmiş ve bu davaların olumlu sonuçlanması halinde katkı payı alacağı isteğinin görülmesi mümkün ise de, her iki boşanma davasının da redle sonuçlanarak kesinleşmesiyle mal rejiminin boşanma ile sona ermediği, diğer deyişle davanın görülebilmesi için ön koşulun gerçekleşmediği açıktır. Ancak yargılama devam ederken eldeki dava sonuçlanmadan davacı ... 24.05.2008 tarihinde ölmüş ve TMK’nun 225/1.maddesine göre taraflar arasındaki mal rejimi ölümle sona ermiştir. Bu sebeple davacının ikinci isteği olan katkı payı alacağı davasının ön koşul gerçekleştiğinden bu davaya devam edilerek talebin değerlendirilmesi gerekir. Usul ekonomiside bunu gerektirmektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde hile nedeni ile tapu iptali ve tescil yanında terditli olarak katkı payı alacağı isteğinde de bulunmuştur. Henri’nin ölümü sonrası 14.09.2009 havale tarihli dilekçesinde, sabit olan davalarının kabulü ile dava konusu taşınmazın davalıya ait hissesinin müvekkilinin miras payı oranında (yani 3/4 oranında) iptali ile müvekkili ... adına tesciline, uygun görülmez ise davalının dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir. 27.07.2010 tarihli dilekçesinde ise davadaki talebinin hata, hile nedeni ile Borçlar Kanununa dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde katkı payı alacağına ilişkin olduğunu ancak müvekkili Henri’nin ölümü sebebiyle mirasçısı kızı adına davaya devam ettiklerini ve kızının miras payı oranında talepleri olduğunu bildirmiştir. Son olarak 12.10.2010 tarihli dilekçesinde, davanın bir katkı payı davası olduğunun kabul edilerek dava konusu taşınmazın evlilik birlikteliği içinde edinilmiş olduğunun dikkate alınmasını, davacı ... adına isabet edecek katkı payının 3/4 oranındaki miktarının kızı ... adına kayıt ve tesciline, bu mümkün olmaz ise bu orana isabet edecek dava tarihindeki kaim değerinin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istediğini açıklamıştır. Bilindiği üzere hile nedeni ile tapu iptal davası HUMK’nun 1,8.maddeleri (HMK’nun 2.m.) gereği genel mahkemelerde görülmesi gereken bir dava olup Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Katkı payı alacağı davası bakımından ise bu davaların çözümü 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi 4721 sayılı TMK'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK'nun 118-395 md.) kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Görüldüğü gibi davacı tarafın değişik tarihlerdeki dilekçelerindeki açıklamaları karşısında davacının isteğinin tam olarak ne olduğu, hile hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinin devam edip etmediği konusunda tereddüt meydana gelmiştir. Mahkemece az yukarıdaki davacı vekilinin muhtelif beyanları da hatırlatılarak hileye dayalı talebin devam edip etmediği, isteğin sadece katkı payı alacağı ile sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı davacı ile vekilinden sorulmalı, HUMK’nun 74.maddesi gözönünde bulundurulmalı, hileye dayanan dava ve isteğin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda terditli iki talebin nitelikleri dikkate alınarak tefrike karar verilerek hileye dayalı iddianın Asliye Hukuk Mahkemesi, katkı payı alacağına ise yine aynı mahkemece ancak Aile Mahkemesi sıfatı ile bakılması gerektiğinin değerlendirilmesi gerekirken bu husus açıklığa kavuşturulmaksızın yazılı şekilde her iki talebin de esası açısından hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre işin esasına yönelen temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine 19.03.2013 tarihinde oybirlğiyle karar verildi.