8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/11120 E. , 2013/4969 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06/04/2012 gün ve 13/34 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, aralarında boşanma davası bulunan davacı ve davalının evlilik birliğinin devamında edinilen ve tapuda davalı adına kayıtlı iken boşanma davasının açılmasından kısa bir süre sonra ...'ya devredilen 103 ada 1 parsel 24 nolu bağımsız bölümün davacının katkısı ile edinildiğini açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 01.12.2010 tarihli dilekçesiyle isteğini 22.722,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmaz edinilmiş mal olduğundan 34.040,50 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ..., davalı ... ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Taraflar 03.02.1990 tarihinde evlenmişler, 20.03.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 29.11.2010 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Dava, mal rejiminin boşanma sebebiyle tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Bu davaların çözüm yeri 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleri'dir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Mahkemece, davanın niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. -//- 2012/11120-2013/4969 -2- Davalılar vekilleri ile davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/III-3 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 506,00 TL peşin harcın ...'a, 505,50'er TL peşin harcın da istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 2/2. maddesi, "...Aile Mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bakılır" hükmünü içermektedir. Anılan maddede Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Kanun kapsamındaki dava ve işlere, "Aile Mahkemesi Sıfatıyla" bakacağına yönelik bir açıklamaya yer verilmemiştir. 4787 sayılı Kanun 2/2. maddesine uygun olarak, ...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada yargılama yapılıp karar verilmiştir. Mahkemece davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakıldığının belirtilmemesinin sonuca bir etkisi yoktur. Aile Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemelerinde aynı yargılama usul ve yöntemleri uygulanmaktadır. Mahkemece, görevsizlik kararı verilerek dosya başka bir mahkemeye de gönderilecek değildir. Dava aynı mahkemede görülüp sonuçlandıracaktır. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla baktığını belirtmemesi ancak sonuca etkili olmayan usuli bir eksiklik olarak kabul edilebilir. Sırf bu nedene dayalı olarak esasa yönelik temyiz incelemesi yapılmadan hükmün bozulmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının esaslı bir unsurunu teşkil eden makul süre içinde yargılama hakkına, T.C. Anayasası'nın davaların en az gider ile ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması gerektiğine yönelik 141/3. maddesine, HMK'nun 30. maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisi ilkesine uygun düşmeyeceği, bu nedenlerle kararın esas yönünden temyiz incelemesi yapılması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görev yönünden bozma görüşüne katılmıyorum. 04.04.2013 ...