Esas No
E. 2013/1852
Karar No
K. 2013/5670
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/1852 E.  ,  2013/5670 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu aleyhine, ilama dayalı olarak başlatılan takip dosyasında, bakiye alacağın tahsili amacıyla 21.06.2011 tarihli yenileme ve bakiye borcun ödenmesine ilişkin muhtıra gönderildiği, borçlu vekilince borcun tamamı 2003 yılında ödendiğinden takibin ve muhtıranın iptali gerektiği itirazında bulunulmuş, Mahkemece bilirkişiden rapor ve ek rapor alınarak muhtırada istenen miktarın düzeltilmesine karar verilmiş, borçlu vekili tarafından karar temyiz edilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanun'nun 168. maddesinde ; Baro yönetim kurullarının, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarifeyi hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine göndereceği, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı, yine 164/son maddesinde; dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı, bu ücretin, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği hususları düzenlenmiştir. 818 sayılı BK'nun 84.( TBK'nun 100. ) maddesinde ise; kısmi ödemelerin öncelikle faizden mahsup edileceği hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca süreklilik arzeden Yargıtay İçtihatlarında da yılı içeren dönemde faiz hesaplamasının 365 gün üzerinden yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2003 yılında yapılan ödemeler ile borcun sonlanmadığı, bu nedenle yukarıda belirtilen düzenlemeye uygun olarak takip konusu toplam borç üzerinde hesap tarihinde (2011) geçerli bulunan tarifeye göre icra vekalet ücretinin hesap edilmesi yerindedir. Ayrıca borcun tamamen ödenmemiş olması nedeniyle de, BK'nun açıklanan hükmüne göre de, ödemede öncelikle feri nitelikte olan icra vekalet ücretinin mahsup edilmesi ve bakiye kalan borcun ise asıl alacak olduğu nazara alınarak, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinde de bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Yine borçlu vekili ilamda borçlu lehine hükmedilen vekalet 2013/1852-5670 -2- ücretinin mahsubu ile bakiye borcun hesabını istemiş ise de, Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi hükmünce bu mümkün olmadığından, anılan yöne ilişkin hesaplamanın da yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bilirkişinin faiz hesabını yaparken bir yılı 365 yerine 360 gün olarak kabul edip; borçlu aleyhine daha fazla faiz hesaplanmasına neden olduğu görülmektedir. Bu durumda Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yılın 365 gün olduğu kabul edilerek, yeniden faiz ve bakiye borç hesaplamasının yapılması yönünden bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı raporla yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 15.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.