8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/10811 E. , 2013/4301 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 784/327 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde yazılı tahmini 20-22 dönümlük araziyi 1976 yılından beri vekil edeninin kullanmakta olduğunu, bu yerin aile arasında yapılan taksimde müvekkiline kaldığını açıklayarak tapulamada tescil harici bırakılan nizalı yerin müvekkili adına olağan üstü zamanaşımı nedeniyle tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, ayrıca, zamanaşımı yoluyla tescili için koşulların gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mahallinde yapılan keşifler, dinlenen yerel bilirkişi ile davacı tanıkları ve bilirkişi raporları dikkate alındığında, davacı yararına zilyetlikle edinme koşulları gerçekleştiğinden bahisle (Dairenin 2005/7579 -8052 Esas, Karar ve 2007/2273-2928 Esas Karar sayılı içtihatları da göz önünde bulundurularak) davanın kabulüne, 25.01.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide belirlenen 31799,39 m²'lik yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde ... vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.07.2011 tarihinde keşif yapılmıştır. Dinlenen 1956 ve 1960 doğumlu yerel bilirkişiler dava konusu yerin üzerinde ot ve meyve ağaçları bulunan kuru tarım arazisi niteliğinde bir yer olduğunu ve dönümünün 5000 TL değerinde bulunduğunu açıklamışlardır. 1944 ve 1953 doğumlu davacı tanıkları arazinin üzerinde ot bulunduğunu, bu otların biçilerek hayvan beslendiğini ve üzerinde erik, kayısı, vişne, dut ve üzüm bağı fidanlarının bulunduğunu açıklamışlardır. Keşifte görevlendirilen fen bilirkişileri 02.08.2011 tarihli rapor ve eki 1/5000 ölçekli krokiyi sunmuşlardır. Dava konusu yerin kırmızı renkle taralı A harfiyle gösterilen yer olduğu gözlenmiştir. ... mühendisi 18.08.2011 tarihli raporunda; dava konusu taşınmazın üzerinin ot bitkileri ile kaplı olduğunu, çevresindeki diğer taşınmazlar arasında kalan ve çukur şeklinde uzanan bir yer olduğunu, rapor ekindeki ölçekli krokide A harfiyle gösterilen bu taşınmazın tamamı bir bütün olarak incelendiğinde, işlemeli tarım olarak kullanılmadığı, imar ve ihya yapılmadan taşınmaz üstünde 2 adet dut ağacı fidanı, 7 adet erik ağacı fidanı, 5-6 adet vişne ağacı fidanı ve kesilmiş vaziyette 10-15 yaşlarında 4 adet söğüt ağacı kökünün bulunduğunu, nizalı taşınmazın toprak yapısı, topografik yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve konumu itibariyle işlemeli tarım ve kültür arazilerine benzerlik göstermediği, yeterince imar ve ihya edilmediğini açıklamıştır.
Fen bilirkişilerin 1/5000 ölçekli krokilerinde gösterildiği üzere dava konusu taşınmazın sınırlarında yer alan 1, 3, 110, 647, 890 ve 1216 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ve varsa bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları getirilerek tapulamanın hangi tarihte yapıldığı ve nizalı taşınmaz yönünün ne ya da kim gösterdiği belirlenmemiştir. Bundan ayrı, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde 2003 yılında mera komisyonu tahsis çalışmalarının yapıldığı ve kesinleştiğinin anlaşıldığı ve bununla ilgili belgeler dosyaya getirildiği halde bu belge ve ekleri mahalline uygulanmamıştır. Ayrıca, dava konusu taşınmazın dosyada mevcut bilirkişiler krokisine göre: ... Belediyesi'nin hudutları içinde kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, TMK'nun 713/3 maddesi uyarınca ... Belediyesi davada yasal hasımdır. Ne var ki, adı geçen Belediye'ye husumet yöneltilmeden karar verilmiştir.
Bundan ayrı, ilk keşifte taşınmazın dönümünün değerinin 5.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. Davacı dilekçesinde bu yeri 20-22 dönüm olarak belirtmiş; karara esas alınan bilirkişi raporunda miktar 31.799,39 m² olarak belirlendiği halde 492 sayılı Harçlar Yasası'nın ilgili maddeleri gereğince noksan harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilerek ve hükümle birlikte de noksan harca hükmedilmeden karar verilmiştir.
Dava konusu yerin 766 sayılı Tapulama Kanunu yürürlükte bulunduğu süreçte 2. madde uyarınca tespit harici bırakıldığı ve böyle bir yerin imar ve ihya edildikten sonra koşulları gerçekleştiğinde zilyetlikte kazanılmasının mümkün olacağı tartışmasızdır. Nizalı taşınmazın bulunduğu yerde daha sonra yeniden keşif yapılmış ve ziraatçi bilirkişiden rapor alınmış ise de önceki ilk ziraatçinin raporunun belirlemelerine aykırı işin esasını etkileyecek yeni bir durum ortaya çıkmamıştır.
Açıklanan olgular tarafların ve Mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık, ilk keşifteki uzman ziraatçi bilirkişinin raporundaki bilimsel belirlemeler dikkate alındığında böyle bir yerin imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılıp kazanılmayacağında toplanmaktadır. Öte yandan, taşınmazın ... Belediyesi sınırları içinde kaldığı yönündeki belirlemeye karşın 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ve imar planının onay tarihi soruşturulmamış, ayrıca, mera komisyonu çalışmaları nedeniyle söz konusu köydeki mera tahsisine ilişkin evrak ve ekleri keşifte uygulanmamıştır. Yasal hasım olan ... Belediyesi'ne husumet yöneltilmemiş ve noksan harçlar ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmiş ise de, dosyada mevcut 18.08.2011 tarihli uzman ziraatçi bilirkişinin yukarıda açıklanan raporunun kapsamı dikkate alındığında, söz konusu taşınmazda herhangi bir imar ve ihya işleminin yapılmadığı, cins ve miktarları belirtilen fidanların keşif tarihi itibariyle 10 yaşından küçük oldukları, aslında bu yerde ekonomik anlamda herhangi bir zirai faaliyetin yapılmadığı anlaşılmakla bilimsel verilere uygun söz konusu rapor dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken takdiri delil niteliğindeki ve soyut içerikli yerel bilirkişi ve tanık sözlerine itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Bu nedenle diğer noksanlıkların araştırılması ve tamamlanmasına gerek görülmemiştir. Karar gerekçesinde sözü edilen Dairenin ilamlarının somut olayla ilişkisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar v erildi.