8. Hukuk Dairesi

Davacı vekili, muristen intikal, taksim, eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayanarak dava konusu 183 ada 11 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece; davanın kabulü ile, 183 ada 11 parseldeki teknik bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 7.068,08 m2 bakımından tapunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 183 ada 11 sayılı parsel 03.05.2004 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında belgesizden tarla vasfı ile tespit görmüş ve tutanağın itirazsız olarak kesinleşmesi ile 20.10.2006 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili, dilekçesinde taşınmazın ortak muristen kaldığını ve taksim sonucu vekil edenine düştüğünü beyan etmiştir. Dosya kapsamı ile dava dilekçesindeki bilgilere göre, davacının babası ... ölü olduğu anlaşıldığına göre, murisin terekesi TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK'nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dâhil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Öyle ise, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, muris ...'den gelen taşınmazın mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığının, paylaşım, satış, bağış yoluyla davacıya geçip geçmediğinin araştırılması, şayet, murisin terekesi mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşıma tabi tutulmamış, taşınmaz paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya intikal etmemiş ise, davacının terekeye dâhil taşınmaz için tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığından ve tek başına kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan, TMK'nun 702. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Şayet terekeye dahil taşınmaz açıklanan yollardan kişiyle davacıya geçmiş veya davacı tek mirasçı ile şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi düşünülmelidir. Bu husus aktif dava açma ehliyetine (dava şartına) ve kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur. Açıklanan nedenle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap