1. Ceza Dairesi
Sanığın adli sicil kaydındaki ilamlar istenilerek kesinleşme ve infaz tarihleri gözetilerek sanığın mükerrir olup olmadığının araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/11/2006 gün ve 2006/2-249-247, 15/07/2008 gün ve 2008/9-95-195, 27.01.2009 gün ve 2008/5-145-2009/8, 19/10/2010 gün ve 2010/9-149-105 sayılı kararları da gözetilerek; maktülün kızı Sultan’ın talimat mahkemesince alınan beyanında davaya katılma talebinde bulunduğu, katılma talebi ile ilgili mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, maktülün kızının suçtan doğrudan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, ...’un 5271 sayılı CMK'nun 237/2. maddesi uyarınca sanık ... hakkında açılan kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’in maktul ...’ya yönelik kasten yaralama sonucu ölümüne neden olma suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, -Sanık ...’in maktul ...‘nın birlikte yürüdükleri sırada aralarında tartışma çıktığı, tartışma üzerine sanığın maktule önce kafa attığı, maktulün kafasını cadde üzerinde bulunan duvara çarptığı, yere düştüğü, yerde de karın göğüs ve kafa bölgesine tekme ile vurulduğu, maktulün yerden kalktığı yürüdüğü ancak sanık tarafından tekrar yumruk atılarak yere düşürüldüğü ve sanığın oradan kaçarak uzaklaştığı anlaşılan olayda, maktulün akut subdural kanama nedeni ile, 15x12 cm lik kranaiotomi yapılmasına ancak müdahalelere rağmen kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti nedeni ile hayatını kaybettiğinin anlaşılması karşısında, zararın ağırlığı dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nun 8-12 yıl arasında ceza öngören TCK'nun 86/3-e delaletiyle 87/4-1. cümlesi gereğince, üst sınırdan ceza tayini yerine 10 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, -Sanığın aksi sabit olmayan savunmasına göre, maktulün kendisine küfür etmesi nedeni ile olayın başladığını ifade etmesi karşısında TCK‘nun 29. maddesi uyarınca asgari oranda indirim yapılması gerektiği düşünülmeksizin anılan maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, -24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53.maddesinin iptal edilen bölümlerinin nazara alınması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 22/05/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın