Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; TCK'nın 265. maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla, "seçenekli hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin icra vasıtalarının "cebir veya tehdit" şeklindeki davranışlarla işlenebileceği öngörülmüştür. Bu doğrultuda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın mağdurlara hitaben söylediği “beni bu şekilde götüremezsiniz, bunun hesabını sizlerden soracağım, sizlerle görüşeceğiz, siz beni tanımıyorsunuz, ben Konak İlçe Başkanıyım, İzmir Emniyetini şimdi ayağa kaldıracağım, bunun hesabını vereceksiniz” biçimindeki sözlerin, olayın bütünü ve söylendiği ortam içinde değerlendirildiğinde, anayasal şikayet hakkının kullanılması iradesini ortaya koyan sözler olup, görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit unsurunun olayda gerçekleşmediği gözetilmeden hükümlülük kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.