8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/6142 E. , 2013/11494 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11., Avukatlık Kanunu'nun 41. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 73, 81, 82 ve 83. maddeleri gereğince; vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla, yürürlükte olan HUMK'nun 443/4 (HMK'nun 367/2.) maddesi gereğince; aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Bu nedenle boşanma kararının eklentisi olarak hükmedilen iştirak nafakası kararın kesinleşme tarihinden itibaren istenebilir. Yani nafakanın başlangıç tarihi boşanma ilamının kesinleştiği tarihtir. TMK'nun 182. maddesi hükmünde; boşanma veya ayrılık vukuunda, çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf, gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. Bu madde uyarınca, ilamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı, müşterek çocuk olmayıp, velayet hakkı kendisine verilen eştir. Yine TMK'nun 328. maddesi gereğince de, velayet hakkı küçüğün reşit olması ile sona ereceğinden, bu tarihte iştirak nafakası borcu da sona erer. Çocuğun reşit olduğu tarihe kadar ödenmeyerek biriken nafaka alacağı bulunduğu takdirde, velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş tarafından, çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da bu alacak takibe konu edilerek ödenmesi istenebilir. Zira nafakaya velayet hakkı kendisine verilen eşe çocuğun bakım ve eğitimine harcaması için hükmedilmiştir. Somut olayda takip dayanağı ilamda borçlunun kendisini vekille temsil ettirdiği halde icra emrinin 18.07.2012 tarihinde asile tebliği üzerine, borçlu vekili 14.08.2012 tarihli dilekçesiyle, icra emrinin kendilerine tebliğ edilmediğini, durumdan 13.08.2012 tarihinde haberdar olduklarını belirterek, tebliğ tarihinin bu tarih olarak kabul edilmesini, takip tarihinde küçüğün reşit olması nedeniyle annenin velayeten küçük adına takip yapamayacağından takibin iptalini, kabul edilmezse, ilamın kesinleşme tarihi ile küçüğün reşit olduğu tarihler arasındaki 6 ay 20 gün için nafaka istenebileceği ve çocuğun boşanmadan sonra da müvekkilinin yanında kaldığını, ihtiyaçlarının müvekkili tarafından karşılandığını, bu nedenlerle fazla istenen nafaka miktarının ve de takip kesinleşmeden haciz yapılması işleminin iptali taleplerinde bulunmuştur. Mahkemece, icra emrinin asile tebliğinin yeterli olduğu, iştirak nafakasının takibe konulabilmesi için boşanma ilamının kesinleşmesinin gerekmediği, haciz yapılmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığı, çocuğun bana yanında kaldığı iddiasının İcra Mahkemesi'nde incelenemeyeceğinden bahisle tüm itiraz ve şikayetlerin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğinci icra emrinin vekile tebliği zorunludur. İcra emri vekile tebliğ edilmeden bir başka anlatımla henüz takip kesinleşmeden haciz yapılamaz. Bu durumda asile yapılan icra emri tebliğ işleminin iptali gerekir ise de, borçlu vekilinin icra emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi talebi karşısında bu tarihin düzeltilmesi, düzeltilen tarihe göre itiraz ve şikayetlerin süresinde yapıldığı nazara alınarak incelenmesi gerekir. İcra Mahkemesi'nce iştirak nafakası borcunun ilamın kesinleşme tarihi ile küçüğün reşit olduğu dönemle sınırlı olduğu, yine çocuğun bu dönemde borçlu baba yanında kaldığı iddiasının her türlü delille ispat edilebileceği ve bu incelemenin İcra Mahkemesi'nce yapılabileceği gözönünde bulundurularak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm şikayet ve itirazların reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.