Esas No
E. 2011/42328
Karar No
K. 2013/29196
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

9. Hukuk Dairesi         2011/42328 E.  ,  2013/29196 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, 01.06.2000-23.07.2009 tarihleri arasında tır şoförü olarak net 1.100.-TL ücretle çalıştığını, ancak ücretinin bordrolarda eksik gösterildiğini, iş akdinin emeklilik sebebiyle sona erdiğini , saat 05:00' de gelip 06:00' da sefere çıktıklarını, araçların yüklü olduğu dönemlerde mal indirilinceye kadar araç başında nöbet tutturulduğunu, fazla çalışma ücretlerinin, hafta tatili ücreti ile genel tatil ve bayram tatili ücretlerinin ödenmediğini,yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin,hafta tatili, ile ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davacının davalı şirkete emekli olması ile ilgili herhangi bir belge sunmadığını, sadece emekli olması nedeni ile işyerinden ayrıldığını bildiren ve istifa niteliği taşıyan bir yazı ibraz ettiğini, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, Trafik Yasası gereğince günde 8 saatten fazla araç kullanımlarının yasak olması nedeniyle davacının fazla çalışmasının olmadığını, hak ettiği yıllık izin alacaklarının tamamını yasaya uygun şekilde kullandığını, herhangi bir izin ücreti alacağının bulunmadığını, davacının iddiasının aksine ücretinin net 890.-TL olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 4447 sayılı Yasa ile değişik 1475 İş Yasasının 14. md.' si ve 506 sayılı Yasanın geçici 8l/C md.' si uyarınca yaş koşulu dışında emeklilik için diğer koşulları (asgari 15 yıl sigortalı olup ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı) gerçekleştirdiği anlaşılan davacının bu nedenle işyerinden ayrıldığı, yıllık izin belgelerine göre 147 gün izin kullandığının görüldüğü,tır şoförü olduğunu göz önünde tutularak iddiayı kanıtlayan tanık beyanlarına göre akdin sona erdiği 2009/Temmuz ayında 1.100/30 =36,66 TL net günlük ücretle (brüt 51,17 TL) çalıştığı, önceki dönemde ise kayıtların bulunduğu zaman diliminde kayıtlardaki ücret üzerinden, kaydın olmadığı dönemlerde ise hesaplamalarda asgari ücretin esas alındığını, haftada 6 saat fazla çalışma yaptığı, hafta da bir gün izin kullandığı gerekçeleriyle kıdem tazminatı ile fazla çalışma,ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne, hafta tatili ve yılllık izin ücreti isteklerinin ise reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe:

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.

Somut olayda davalı işveren davacının yıllık izinlerini kullandığını iddia ederek yıllık izin kullanım formlarını ibraz etmiştir. Davacı söz konusu belgelerdeki bir kısım imzaların davacıya ait olmadığını savunarak imza incelemesi yapılmasını istemiş ve bu amaçla davacı asilin imza örnekleri alınmıştır.Ancak davalı işverenden ihtaratlı müzekkere ile imza incelemesine esas olmak üzere belge asıllarının gönderilmesi istenmesine rağmen bilirkişi ek raporu alınmasından sonra gönderilebilmiş ancak imza incelemesi yaptırılmadan mahkemece hak kazandığı tüm yıllık izinlerini kullandığı gerekçesiyle istek reddedilmiştir. Davalı yanca aslı gönderilmeyen, davacının imza inkarında bulunduğu ihtilaflı belgelere dayanılarak davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığının kabulü isabetli değildir. Mahkemece dosya içeriğinde mevcut yıllık izin ücretine ilişkin belge asılları üzerinde imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre izin ücreti alacağı hakkında karar verilmelidir.Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.

3.Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).

Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacı aylık net 1100 TL ücretle çalıştığını, bordroların gerçekleri yansıtmadığını iddia etmiş bir kısım aylara ilişkin bordrolardaki imzaların da kendisine ait olmadığını iddia etmiştir.

Dosya içeriği itibariyle mahkemenin son ücretin aylık 1100 TL olduğu yönündeki kabulü yerindedir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise akdin sona erdiği 2009/Temmuz ayında 1.100/30 =36,66 TL net günlük ücretle çalıştığı kabul edilmekle birlikte, geçmiş dönemler için bordro bulunan aylardan kayıtlardaki ücret üzerinden, bordro olmayanlarda ise asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Bu hesap yöntemi dosya içeriğine uygun değildir.

Davacının feshe bağlı kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti istekleri son ücret üzerinden hesaplanmalı, diğer istekler yönünden son ücretinin asgari ücrete oranı belirlenerek tespit edilmelidir. Fesihten önceki ücretinin 1100 TL olduğu kabul edildiği ve davacı tarafından bordrolardaki imzalara itiraz edildiği halde önceki dönem ücretlerinin asgari ücret üzerinden hesaplanması hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İş Hukuku 4857 sayılı Kanun 4857 sayılı İş Kanunu K4447 md.14
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog