11. Ceza Dairesi

Dolandırıcılık suçu; hileli davranışlarla bir kişinin aldatılıp onun veya bir başkasının zararına, failin kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması suretiyle oluşur. Suçun maddi unsurunu oluşturan hareketlerin, gerçek bir kişiye yöneltilmiş olması, onun kandırılarak çıkar sağlanması gerekir. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemler araç olarak kullanılıp gerçek kişiler aldatılarak çıkar sağlanmaktadır. Bankaların etkin işlevi bulunan çek, hesap cüzdanı, dekont gibi maddi varlıklarının kullanılması halinde ise, banka vasıta kılınarak dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Gerçek bir kişiyle karşı karşıya gelmeden, yüz yüze veya telefon, bilgisayar, belge gibi bir başka vasıta kullanılarak görüşmeden, konuşmadan, kişilere yönelik hileli davranışlarda bulunmadan, sadece bilişim sistemi kullanılarak doğrudan doğruya çıkar sağlanması halinde “bilişim sistemine girerek haksız çıkar sağlama suçu” gerçekleşecektir. Somut olayda; katılana ait iki adet kredi kartını ele geçirip, değişik tarihlerde birden fazla işyerinde alışveriş yapmak suretiyle haksız yarar sağlayan sanıkların eylemlerinin, gerek Ceza Genel Kurulunun 28.12.2004, 173/228 ve 12.12.2000 gün, 200/243 sayılı kararında ayrıntılarıyla açıklandığı, gerekse yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği üzere, bankanın maddi varlığı olan kredi kartları kullanılarak üye işyerleri sahipleri ya da çalışanlarına yönelik hileli hareketlerde bulunularak, aynı suç işleme kararı altında değişik tarihlerde alış veriş yapmak suretiyle haksız yarar sağlanmış olması nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK.nun 504/3 ve 80. maddelerinde düzenlenmiş olan zincirleme surette işlenen “banka vasıta kılınarak dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eylemin bilişim suçunu oluşturduğunun kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması sanık aleyhine temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, değişen suç vasfına göre sanığa yüklenen “bilişim” suçunun sübutu kabul edilmiş, cezayı artırıcı ve azaltıcı bir sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafiinin soruşturma eksiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 06.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap