11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/6387 E. , 2013/6466 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2010/220-2011/972 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 692/3000 hisse ile davalı şirkette ortak olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 13'üncü maddesine göre ortaklara her yıl hisseleri oranında kâr dağıtılmasının gerektiğini, fakat müvekkiline kâr payı dağıtımın yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin 01.01.2006 tarihinden itibaren 10.000,00 TL kâr payının hakediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ...'nın 553'üncü maddesi uyarınca sermaye koyma borcunu yerine getirmediğinden kâr payı talep edemeyeceğini, kâr payı ödenmesi için ortaklar kurulu kararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kâr payı dağıtıldığına ilişkin bir karar bulunmamadığı ancak kâr payı dağıtılmasının koşullarının oluştuğu ve kâr payı dağıtılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, 7.985,82 TL kâr payının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6762 sayılı ...'nın 539'uncu maddesi hükmüne göre safi kârın kullanma biçimi ortaklar kuruluna aittir. Ortaklar kurulu kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe bir ortağın dava açarak kendisine ait kârı istemesi olanaksızdır. Davalı, dava konusu edilen dönemlere ait kârın dağıtımı hususunda bir ortaklar kurulu kararı alınmadığını savunmuş, davacı taraf da böyle bir kararın varlığını iddia ve ispat etmemiştir. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. O halde mahkemece kâr payı dağıtımına yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.