11. Hukuk Dairesi         2013/2 E.  ,  2013/5466 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.01.2012 tarih ve 2008/46-2012/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı/karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalının müvekkiline ait işyerinin devri konusunda anlaştıklarını, bu amaçla protokol ve ek protokol tanzim ettiklerini ancak davalının edimlerini tam olarak yerine getirmediğini ileri sürerek, toplam 120.000 TL’nin davalıdan tahsiline ve davalıda bulunan 140.000 TL bedelli teminat bonosunun müvekkiline iadesine ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, karşılık davasında, protokol hükümlerine uymayan tarafın davacı olduğunu, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını bildirerek 85.000 TL’nin davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin konusunu teşkil eden kullanmamanın davalı karşı davacıdan kaynaklanan sebeplerle gerçekleştiği, davacının işletmeyi kullanılabilir şekilde teslim ettiği, BK m. 274/1 gereğince davacı karşı davalının 120.000 TL talep edebileceği ve 140.000 TL bedelli senedin halen davalı karşı davacıda bulunduğu gerekçesiyle davacı karşı davalının talebinin kısmen kabulü ile 120.000 TL’nin davalı karşı davalıdan tahsiline, 140.000 TL bedelli senedin iptali ile davacı karşı davalıya verilmesine ve davalı karşı davacının davasının reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı karşı davacı vekilinin karşılık davada tüm, asıl davada aşağıdaki (...) ve (...) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Dava, ticari işletme devrinden kaynaklanan alacak ve bu ilişki kapsamında verildiği iddia edilen bono nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir

Davacı vekili, müvekkili ile davalının müvekkiline ait işyerinin devri konusunda anlaştıklarını, bu amaçla protokol ve ek protokol tanzim ettiklerini ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, toplam 120.000 TL’nin davalıdan tahsiline ve davalıda bulunan 140.000 TL bedelli teminat bonosunun müvekkiline iadesi ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile davaya konu bononun iptali yönünde hüküm kurulmuştur.

Taraflar arasında düzenlenen protokoller gereğince 500.000 TL bedelli teminat bonosunun davalının yedinde bulunduğunun belirtildiği, ancak daha sonra düzenlenen yazılı belgelerle toplam 200.000 ve 500.000 TL bedelli bonoların davacıya iade edildiği, bu kapsamda davacı tarafça menfi tespit istemine konu edilen bonoların varlığına dayalı olarak başkaca delil ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, mahkemece kabul kararına konu 140.000 TL bedelli bononun da dosya içindeki hangi delile dayalı olarak teminat bonosu olduğunun belirlendiği de anlaşılabilmiş değildir. Nitekim bu konuda davalı tarafın kabul ya da ikrarı da bulunmadığı gibi alınan bilirkişi raporlarında da bu yönde detaylı şekilde görüş bildirilmiş ve davaya konu bonoların mevcudiyetine dair başkaca bilgi ve belge olmadığı belirtilmiştir.

Bu durumda mahkemece, davacının bonoya dayalı menfi tespit ve istirdat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...-Öte yandan kabule göre de, mahkemece, davaya konu bononun salt bedeli zikredilerek infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olup, bonoların adedi, vade ve keşide tarihleri ile birlikte hükümde gösterilmesi gerekirken, değinilen şekilde karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

4.Bozma sebep ve şekline göre davalı karşı davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) ve (...) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı karşı davacının temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davaya yönelik hükmün davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
20.03.2013 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk