19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2018/2793 E. , 2018/6217 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR -
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı tarafından icra takibine konu bonoların davacının yakın arkadaşı olan davalı tarafından davacının akıl sağlığının kandırılmaya elverişli olmasını bilerek kötüniyetli olarak imzalatıldığını belirterek asıl ve birleşen davalara konu icra takip dayanağı bonolar nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davalının işlettiği dükkanın içindeki telefon, sıhhi tesisat malzemeleri ve sıhhi tesisat takımları ile birlikte devren satışı konusunda 35.000,00 TL'ye anlaşıldığını, davacının buna karşılık 35 adet bononun parasal kısımlarının rakam ve yazı ile kendi el yazısı ile doldurup imzaladığını,vadesi gelip ödenmeyen bono bedelerinin tahsili için haklı olarak icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,davacı tasarruf tarihleri olan 20/02/2009, 03/02/2009 dava tarihi 24/05/2010 ve raporun düzenlendiği tarih olan 27/03/2013 tarihi itibari ile fiili ehliyete haiz ve tasarruf ehliyetine sahip olduğu, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 31.03.2014 tarih 2014/3383 E.ve 2014/6159 K.sayılı ilamı ile’’Davacı vekili tarafından davacının akıl sağlığının yerinde olmadığı ileri sürülmektedir. Bu durumda mahkemece öncelikle Türk Medeni Kanunu'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün ''Bildirim'' başlıklı 9/son maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunularak davacıya vasi tayini gerekip gerekmediği hususunun belirlenmesi, gerekiyorsa vasiye husumet yöneltilmesine izin kararı da alındıktan sonra taraf teşkili usulüne uygun şekilde sağlanıp yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.’’gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıya vasi tayini için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulduğu, ...
8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/499 Esas 2015/915 Karar sayılı ilamıyla vasi tayinine gerek olmadığına karar verildiği, davacının davaya konu senet tarihlerinde ve dava tarihinde hukuki ehliyete sahip olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar veriilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 29/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.