Davacı vekil dava dilekçesi ile müvekkilinin 2002 yılından beri Türkiye de ------------- üretimi alınında faaliyet gösteren bir şirketin sahibi olduğunu, satışa arz ettiği her bir radyatörü bizzat kendisi tasarlayıp ürettiğini ve tasarımına uygun çeşitli markalar altında da satışa sunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin " -------------- ve benzeri ürün ve satış hizmetleri bakımından ------------- ibareli markayı ------- nezdinde -------- nolu tescil belgesiyle adına tescil ettirdiğini, davalıların merkezi İstanbul'da bulunan ve müvekkili ile aynı alanda ticari faaliyet gösteren ve müvekkilinin rakip firması olan ------------------------- nin kullanmış olduğu,----------- isimli web sayfasında ---- olarak tanıtımı yapılan -------------------- yakası bayiliğini yaptığını, ----------.Başsavcılığının ---------------------- soruşturma, Kadıköy --------- Sulh Ceza Mahkemesinin 10/2/2010 tarih 2010/278 D.iş sayılı arama kararı ile davalılara ait ----------- 132/c Kadıköy adresinde bulunan------------- isimli iş yerinde yapılan arama, el koyma işlemi esnasında müvekkiline ait markaların izinsiz ve yasalara aykırı olarak kataloglarda kullandıkları ve müvekkile ait markaları kullanarak satış yaptıklarının faturalarla tespit edildiğini, bu nedenle ----------------... hakkında -------------- Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyasından ceza davası açıldığını, davalılara ait ------------isimli işyerinde yapılan arama el koyma işlemi esnasında ele geçirilen 50 adet küçük boy, üzerinde --------- ibaresi yer alan katalog, 6 adet büyük boy, üzerinde --------- ibaresi yer alan katalog, 620 adet küçük boy, üzerinde ------------- ibaresi yeralan katalog, l adet sarı renkli büyük boy -------------------ibaresi yeralan katalog, 20 adet büyük boy, üzerinde ------ ibaresi yeralan kataloglardan müvekkili adına tescilli markaların taklit edilerek radyatör ürünlerinin satıldığının tespit edildiğini, davalıların müvekkilinin tescilli markasıyla ----------------------------- veya -------------------- ibare altında taklit ürünleri satışa arz etmesi ve müvekkilinin tescilli markasıyla iltibaslar yaratacak derecede benzer ibareleri kullanmasının, müvekkilinin 556 sayılı KHK dan kaynaklanan haklarına açıkca tecavüz teşkil eden fiiller olduğnu, aynı zamanta TTK nun 57/5 maddesine göre haksız rekabet fiilleri bulunduğunu beyanla, maddi tazminat davası hakkını saklı tutarak, davalıların müvekkiline ait ---------------- numaralı "------------------- tescilli markasına yönelik haksız ve hukuk dışı tecavüzlerinin durdurulmasına ve menine, maddi tazminata ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL manevi tazminatın ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hüküm özetinin masrafın davalılardan alınmak suretiyle Türkiye'de yayımlanan trajı yüksek bir gazetede bir kez yayınlanmasına, harç, masraf ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVAYA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, davalı ...'ün iş yerinde çalışan olduğundan kendisine husumet yöneltilemeyeceği, davacının açmış olduğu davanın yalnızca markanın kullanılmasına ilişkin olduğunu, ürünler ve ürün tasarımlarına ilişkin olmadığını, bu nedenle yurt dışında tescil sahibi olan davalının iyi niyetli olduğunu ve yurt dışında ortağı olduğu firmanın kataloglarını yurt dışına göndermek üzere iş yerinde bulunduğunu, davalının sipariş üzerine markası ve tasarımı müvekkiline ait ürünleri imal ettiğini, davacının müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerin yurt dışında olmasından yararlanarak ---------- marka tescili yaptığını, dava konusu markanın Türkiye'de kullanarak davacının zararına sebep olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, haksız fiil sorumluluğunun şartının zarar olduğunu, zarar yoksa tazmin sorumluluğunun da olamyacağını, Yargıtay kararları ve doktrine göre, yurt içinde satışı, girişi yapılmayan ürünlerin piyasaya çıkarılmaması ve pazarlanmaması halinde, ne tescilli marka sahibinin malvarlığında bir zarar, ne de taklit marka kullanımı olmadığından marka itibarının zedelenmesinden bahsetmenin mümkün olamayacağının kabul edildiğini, tazminat için zarar,kusur ve her ikisi arasında illiyet bağının bulunmasının zorunlu olduğunu, dava konusu markanın davalı ...'nin ortağı olduğu grup tarafından ilk defa ihdas ve öncelikli olarak kullanılmış ve tanıtılmış olduğunu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile marka hukukunun tescil sisteminin getirildiğini, KHK'nın 6 .maddesinde bu ilkenin "Bu kanun hükmünde kararname ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir" şeklinde ifade edildiğini, bir çok kararada geçtiği üzere bu hüküm marka üzerindeki hakkın doğumuna ilişkin olmayıp, KHK ile sağlanan korumanın elde edilmesinin şartını ortaya koyduğunu, markanın davacı adına Türkiye'de tescilli olması ve müvekkil davalının da mağazasında kataloglarının bulunmuş olmasının dahi maddi ve manevi tazminat için yetmediğini, kusur, illiyet bağı ve zarar olmasının şart olduğunu, markayı taklit etme amacının olmasının zorunlu olduğunu, marka taklidi yoksa tecavüzün de olmadığını , bu nedenlerle müvekkil şirketin maddi ve ve manevi tazminata sebep olacak taklit etme amacı ve bir eylemi ve yine bu eylem sonucunda oluşmuş bir zarar söz konusu olmadığından, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap