13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2016/24029 E. , 2018/11057 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... İlçesi, 4335 ada, 12 parselde bulunan A blok 1 numaralı bağımsız bölümü, mal sahipleri ile dava dışı Kooperatif arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre anahtar teslim olarak 2001 yılında satın aldığını, dairenin teslim edilmediğini, davalıya 26.05.2010 tarih 15759 yevmiye numaralı ihtarname gönderdiğini, kira kaybının bulunduğunu öne sürerek eksik iş bedeli ve taahhüte aykırılık ile kira kaybının tahsilini talep etmiştir. Davalı, yüklenici olmadığını, kendisinin de daireyi yükleniciden satın alarak davacıya devrettiğini, sözleşmedeki taahhüt süresinin üç ay olarak kabul edildiğini, olayın üzerinden 15 yıl geçtiğini savunarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile dava dışı kooperatife inşa ettirdiği ... İlçesi, 4335 ada, 12 parselde bulunan A blok 1 numaralı bağımsız bölümün davacı tarafından davalıdan satın alınmasına rağmen süresi içerisinde inşaatın bitirilmemesi ve teslim edilmemesi nedeniyle eksik iş bedeli ve taahhüte aykırılık ile kira kaybının tahsili istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasındaki ilişki taşınmaz alım-satımı sözleşmesi kapsamında olup, dava 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi (eski BK'nın 125. maddesi) gereğince on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi de, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak satıma konu dairenin dava tarihi itibariyle teslim edilmediği anlaşılmakla zamanaşımı süresi henüz işlemeye başlamayacağından, davacının alacağı zamanaşımına uğramamıştır. Mahkemece işin esası hakkında inceleme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.