9. Hukuk Dairesi

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle, 07/06/2011 tarihinde ... tarafından kullanılan ... plakalı motosiklet ile davalılar ... ile ... maliki olduğu ve ... tarafından kullanılan ... plakalı minibüsün karıştığı kaza sonucunda, ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan davacının ağır yaralandığını, maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması koşuluyla 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ticari faizi ile birlikte, 40.000,00 TL manevi tazminatın Sigorta Şirketi haricindeki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/94 Esas - 2014/66 Karar sayılı kararıyla asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen dosyadaki dava dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı motosikletin ZMSS poliçesi bulunmaması nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması koşuluyla, 1.000,00 TL maddi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte davalı Güvence Hesabından tahsiline, davanın İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/141 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda davalı ... atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, davacı tarafın uğradığı maddi zararlarının ispatının gerekli olduğunu, davacının talep ettiği manevi tazminatın fahiş olduğunu, kazanın oluşumunda davacının da kusurunun bulunduğunu, davacının motosiklet kullanma ehliyeti olmayan bir kişinin aracına bilerek bindiğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, ... plakalı aracın müvekkili Sigorta Şirketi nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafın, sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, tedavi giderlerinden 6111 sayılı Kanun gereğince SGK'nın sorumlu olduğunu, davacının motosiklete binerken kask takmaması nedeniyle tazminat hesabından asgari %25 oranında indirim yapılması gerektiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Güvence Hesabı 29/03/2012 tarihli dilekçesindeki beyanında özetle; kaza nedeniyle dava devam ederken davalı ... A.Ş. tarafından 28/11/2014 tarihinde 50.200,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme tutarının güncellenmiş değerinin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, "davacının davasının kısmen kabul - kısmen reddi ile, davalılar ... A.Ş, ... hakkında açılan maddi tazminat davasında davacı tarafın davasından feragat etmesi nedeniyle HMK 307 ve 311 maddesi uyarınca feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 20.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... tahsilde mükerrer olmamak şartı ile müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Bu dosya ile birleşen İstanbul 15. ATM'nin 2014/94 Esas sayılı dosyasında davalı Güvence Hesabı hakkında açılan davanın kabulü ile, 141.543,14 TL'nin 18/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan 600,00 TL bilirkişi ücreti ve 234,00 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 834,00TL yargılama giderinin davalılar ... ve Güvence Hesabı'ndan tahsilde mükerrer olmamak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Davalılar ... vekili, davacının maddi tazminat taleplerinden feragat etmesi nedeniyle, Mahkemece HMK'nın 307. ve 311. maddeleri gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu, feragatin HMK'nın 311.maddesine göre kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğunu, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, Mahkemece, müvekkillerinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğunu, müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, kazanın oluşumunda hem davacının hem de davacının bindiği motosiklet sürücüsünün kusurlu olduğunu, kusur oranının hatalı tayin edildiğini, kararın bu yönlerden usul ve kanuna aykırı olduğunu iddia ederek, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı Güvence Hesabı vekili, davacının henüz çalışma yaşında olmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararın hesaplanamayacağını, davacının 06/06/1994 doğumlu olduğunu, kazanın ise 07/06/2011 tarihinde gerçekleştiğini, bilirkişi raporunda 07/06/2011 ile 07/03/2012 tarihleri arasındaki dönem için geçici iş göremezlik zararının hesaplandığını, davacının 18 yaşından önce gelir elde etmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla hesaplamanın hatalı olduğunu, davacının ehliyetsiz sürücünün aracına binmesi nedeniyle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ... A.Ş. tarafından yapılan ödemenin tazminat hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini, kararın bu yönlerden usul ve kanuna aykırı olduğunu iddia ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen dava da ise, maddi tazminat istemine ilişkin olup, istinaf açısından uyuşmazlık konusu, HMK'nın 355. maddesine göre, kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 07/06/2011 tarihinde, ... plakalı motosiklet ile davalılar ... maliki davalı ...A.Ş.'nin ZMSS sigortacısı ve davalı ... sürücüsü olduğu ... plakalı minibüsün karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda, ZMSS poliçesi bulunmayan ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan davacının %30,2 oranında maluliyetine yol açacak şekilde yaralandığı, bu yaralanma nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece karara dayanak yapılan, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 26/02/2016 tarihli raporuna göre, meydana gelen kazada davalı sürücü ... %40 oranında, motosiklet sürücüsü ... %60 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu raporunun kaza tutunağındaki kusur tespitine ve ceza mahkemesi dosyasına ibraz edilen 07/12/2012 tarihli kusur bilirkişisi raporuna ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla, davalılar ... ve ... vekilinin kusura yönelik iddia ve itirazı yerinde değildir.Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 11/03/2015 tarihli raporuna göre, trafik kazası nedeniyle davacıda meydana gelen %30,2 oranındaki meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı şeklindeki yaralanmanın, omurga (vertabra füzyonu) ile ilgili olduğu, motosiklette yolcu olarak bulunan davacının kask takıp takmamasının bu yaralanma ve maluliyet oranıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, davacının, yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücünün ehliyetisiz olduğunu bildiğine dair dava dosyasında ve ceza mahkemesi dosyasında hiçbir belge, bilgi ve beyan bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, davacının, motosiklet sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu bilerek motosiklete bindiği hususu, davalı tarafça ispat edilememiştir. Bu durumda, Mahkemece, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması usul ve kanuna uygundur. Başka bir deyişle, davalılar ... ve ... vekili ile Güvence Hesabı vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazları yerinde değildir. Mahkemece karara dayanak yapılan 20/03/2017 tarihli aktüerya raporunda, davacının geçici iş göremezlik tazminatının 07/06/2011 kaza tarihinden itibaren hesaplanmasında ve dava açıldıktan sonra davalı .. Sigorta A.Ş. tarafından ödenen 50.200,00 TL tazminatın güncelleme yapılmadan tazminattan indirilmesinde usul ve kanun açısından herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 05/07/2017 tarihli ve 2014/24856 Esas - 2017/7230 Karar sayılı ile Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 05/07/2017 tarihli ve 2014/25056 Esas - 2017/7233 Karar sayılı ilamları). Dolayısıyla, davalı Güvence Hesabının aktüerya raporuna yönelik diğer iddia ve itirazları da yerinde değildir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, " Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. "TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, bedensel zararlarda yaralanmanın mahiyeti, iyileşme süreci, davalıların sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen miktarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde, kazanın oluş şekli, olayın meydana gelmesindeki kusur oranları, davacı ... kaza nedeniyle yaralanmasının mahiyeti, iyileşme süreci ve maluliyet oranı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın makul olduğu kanısına varılmıştır. Başka bir deyişle, davalılar ... ve ... vekilinin, manevi tazminat miktarının fahiş olduğu yönündeki istinaf, iddia ve itirazı yerinde değildir.İlk Derece Mahkemesince, davacının feragati nedeniyle davalılar ... A.Ş., ... ve ... hakkında açılan maddi tazminat davası hakkında, HMK'nın 307. ve 311.maddeleri gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve davalılar ... ve ... maddi tazminat için yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuşlardır. Ayrıca, bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. HMK'nın 307.maddesine göre, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Yine aynı Kanun'un 311.maddesine göre, feragat ve kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. HMK'nın 312.maddesine göre ise, feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. HMK'nın yukarıda belirtilen maddeleri dikkate alındığında, davalılar ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasından davacı tarafça feragat edildiğinden, bu davalılar hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, maddi tazminat açısından yapılan yargılama giderlerinden bu davalıların sorumlu tutulmaları ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve kanuna aykırılık teşkil etmektedir. Başka bir deyişle, davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı yerindedir. Yukarıda açıklamalar ve tespitler çerçevesinde, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının ( davalılar ...ve ... haklarındaki maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, maddi tazminat nedeniyle yapılan yargılama giderlerinden bu davalıların sorumlu tutulmamalarına ve feragat nedeniyle reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar lehine maktu vekalet ücreti verilmesi yönünden) düzeltilmesi amacıyla kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm oluşturulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap