13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2013/11671 E. , 2013/31920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalının ortopedi doktoru olduğunu, hem Devlet Hastanesinde çalıştığını hemde özel muayenesinde hasta baktığını, davacılardan İbrahim ve.... un 2 yaşındaki kızı davacı ...' nın 2006 yılı Temmuz ayında sağ kolunun kırılması üzerine Devlet Hastanesine gittiklerini, küçük kızları İlayda' nın kolunun filminin çekildiğini, hastanede ortopedi doktoru olmadığı için davalının özel muayenehanesine gittiklerini ve burada küçük İlayda' nın kolunun alçıya alındığını, daha sonraları davalının özel muayenehanesine takip ve kontroller için yine gittiklerini, davalının takip ve kontrollerini dikkatli yapmaması kusurlu davranması nedeniyle küçük İlayda' nın kolunun yanlış kaynadığını ve bariz bir çarpıklık meydana geldiğini, bu durumun düzeltilmesinin ancak küçük İlayda' nın ergenlik çağına girmesinin beklenerek yapılacak ameliyatlarla mümkün olduğunu bu süreçte kendilerinin çok yıprandığını elem ve ızdırap duyduklarını ileri sürerek davacı küçük İlayda için 11.000.00.TL, davacılar İbrahim ve ... için ayrı ayrı 7.000.00.TL olmak üzere toplam 25.000.00.TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, davalının yanlış tedavisi ve eksik takibinden dolayı küçük İlayda' nın kolundaki kırığın iyileşmeyip daha da kolunu kötüleştirdiği iddiasıyla davalıdan manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalı, davacı küçük İlayda' nın tedavi için özel muayenehanesine getirildiğini, yanlış ve eksik tedavi ve takip yapmadığını, mevcut durumun bir komplikasyon olduğunu, kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacıların iddiasının, davalı doktorun görevi sırasında ve yetkisini kullanırken işlediği kusura yani kamu görevlisi olan doktorun ihmaline dayandıkları, bu eylemin görev sırasında ve görevle ilgisinin yani hizmet kusuru niteliğinde bulunması nedeniyle eldeki davada husumetin, kamu görevlisine değil idareye düştüğünü, davann idare aleyhine açılması gerektiği gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; ortopedi doktoru olarak hem Devlet Hastanesinde hemde özel muayenesinde çalışan davalının, 2006 yılı Temmuz ayında sağ kolunun kırılması üzerine Devlet Hastanesinde çekilen film ile birlikte özel muayenehanesine getirilen davacı küçük İlayda' nın kolunu alçıya alarak tedaviye başladığı, hem özel muayenehanesinde hemde Devlet Hastanesinde takip ve tedavisiyle devam ettiği, davacıların, ortopedi doktoru olan davalının takip ve tedavide kişisel kusurunun bulunması nedenine dayalı olarak manevi tazminat talep ettikleri, bu davada davalıya husumetin doğru olarak yönlendirildiği dosya kapsamı ile sabittir. O halde, mahkemece, davacılar tarafından davalı doktor aleyhine açılan manevi zararın giderilmesi davasında işin esasına girerek taraf delillerini toplayarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozulması gerekir.